CEMRE FM 98.0 | GÖNÜLLERE DÜŞEN CEMREYİZ
CEMRE FM CANLI YAYIN
Şuan CEMRE FM'de

HEDİSÊ RESUL

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
06:00   HATMİ ŞERİF
07:00   HAYIRLI SABAHLAR (HABERLER CANLI)
09:00   AYDINLIĞA DOĞRU (TÜRKÇE SİYER)
10:00   HEDİSÊ RESUL
11:00   AİLE DENİNCE
13:00   GÜNÜN İÇİNDEN HABERLER (CANLI )
14:00   İSLAM U JİYAN
15:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
16:00   CANLI İSTEK SAATİ (KÜRTÇE-TÜRKÇE)
18:00   XEBER- (KÜRTÇE HABER)
19:00   ANA HABER (CANLI)
20:00   ROMAN KUŞAĞI
21:00   RİYERA NEBİ (KÜRTÇE SİYER)
23:00   HEDİSÊ RESUL(TEKRAR)
00:01   MEALLİ HATİM
01:00  
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

"...Kim Allah'a (c.c) sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir." (Âl-i İmran - 101)

Hadis-i Şerif

Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e:
- Bir kimse, bir hayır yapar da halk bu sebeple onu överse, buna ne buyurursunuz? dediler. O da:
- "Bu, mü'min için peşin bir müjdedir" buyurdu.
Müslim, Birr 166. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 25
[]

ANKET
 RADYOMUZUN YENİ YAYIN DÖNEMİNİ NASIL BULDUNUZ? 
 MÜKEMMEL
 ÇOK İYİ
 İYİ
 NORMAL
 DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 KÖTÜ
Diğer Anketler
Mardin Hava Durumu
MARDIN
Ziyaretçi Defteri
Gönderen : cengiz Ülke : türkiye
Tarih : 03.10.2013 Şehir : istanbul/mardin/yeşilalanköyü
ALLAHUTAALA ÜMMETİN YARVE YARDIMCISI OLSUN RADYOYU YENİ TANIDIM ALLAH İÇİN DOĞRULARI KONUŞALIM ADALETLİ OLALIM ALLAHIN RAMETİ BEREKETİ ÜMMETİN ÜZERİNE OLSUN DUALARINIZI BEKLİYORUM SELAMIN ALYKÜM VE RAHMETULLAH.
Gönderen : Mürselin Esma Ülke : tr
Tarih : 13.09.2013 Şehir : cevizpınar
Niye namaz kılmıyorsun ki?
Güvendiğin bir şey mi var?
bak, kocaman olmuşsun.
kılmadığında neler kaybettiğini kılmazsan hiç anlayamazsın değil mi?
kılan bir sürü insan var, onlardan neyin eksik.
eminim sana çok da yakışır.
düşünsene bir; avuç içlerine doldurduğun suyun yüzüne abdest niyetiyle dokunduğunu.
yazın serinlik, kışın ürperti verdiğini.
huzur denilen o yitik şeyin kalbine dolduğunu
bence denemeye değer.
üstelik kılmadığın için rahat da değilsin.
kılınca içinin en ücra yerlerine bir sevin
Gönderen : ALAADDİN ALA Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 03.08.2013 Şehir : MARDİN ÇAYIRPINAR KÖYÜ
selamün aleyküm ben sizleri çook özledim sevgili seydalarım .... maşalah radyomuz çoook güzel kalbimizdeki cemre gönlümüz ferhlığı cemre seni çoook seviyoruz .... tüm dini radyoların mübarek kadir gecesi mübarek olsun ..... dini mdeyaya selam olsun eselamüm aleyküm be rehmetulahi ve berekaatuhu
Gönderen : Allah taraftari Ülke : isvicre
Tarih : 21.07.2013 Şehir : basel
Isvicreden selamlar
Gönderen : YUSUF ASLAN Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 14.07.2013 Şehir : MARDİN NUSAYBİN
Ey benim cennet gözlüm, sen benim dua etmeme sebep olansın.. En tılsımlı, en riyasız, en içten duamsın.. Beni ben yapan aşksın.. Kalbim en büyük sığınağın olsun yâr..! Sen Besmele ile başlayan sevgime yakışanımsın, nakkaşımsın, mahşere kadar tutacağım sevda orucumsun.. Sen benim içten içe kanayan en derin yaramsın.. Ne kadar özlendiğini bir bilsen, yokluğundan utanırsın..! ''

Hz Mevlana
Gönderen : CEMRE Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 13.07.2013 Şehir : MARDİN
HZ.Ebu Bekirin Münacatı...



Yalvarıyordu Allah'a;

Allahım iflas ettim…Benim azığım azdır beni cennete götürecek yollar kapalı biliyorum.

Günahlarımı itiraf ediyorum…Bu fakir kapına geldi Allahım onu kapıdan kovma..çevirme kapıdan Ebubekr'ini…

Allahım bu kulun günahı çoktur..Ama senden baskada gidecek yeri yoktur…Hangi kapıya gideyim…kime yalvarayım ya Rab

Ben zelilim kapına geldim..Büyük günahlarımı bağışla ya Rab…

Sonra devam edıyordu;

Bu kul sadece isyan etti.Biliyorum isyanım çoktur…Biliyorum günahlarım kum zerresi kadar çoktur…

Lakin senın rahmetın ondan daha çoktur…Beni affet beni itme ateşe…Ateş yakmasın Ebubekr'ini…

Sonra diyordu ki;

Hayırlı amelim yok biliyorum…kötü amelimde çok.İtaatım çok azdır.Bununda farkındayım…

Benim bir kalbim var hastadır…Hasta kalbime şifa ver ya Rab…Nurlandır onu…

Allahım sen İbrahim'in(a.s) ateşini suya çevirmiştin…Beni yakacak olan ateşide suya çevir ya Rab! Merhamet et…

Sonra devam buyuruyordu;

Sıddık…Mahserde diyordu Allahım sen hakim olacaksın…karar sendedir…

Bütün kararları sen vereceksin…Senin vereceğin kararı bozacak kimse yoktur…

Cebrail (a.s) mübaşir olacak suçluları Cebrail çağıracak…O gün şu zelil kula …Su Ebubekr'ine acı Allahım diyordu…

Sonra birden haykırıyordu..;

Hani Musa…Nerde İsa..nerde Yahya nerde kaldı Nuh…bu büyük insanlar hep ölüp gittiler….

Ey günaha dalmış olan Sıddık…isyana dalmıs olan Sıddık durma durma…hadi Sıddık durma bır tek yol kaldı…

Allaha yalvarmak Allah tövbe etmek…Sıddık tövbe et belki Allah bağışlar seni

…Evet…Sıddık Bunu yapıyordu..Bizde bunu yapalım…Ümid var olalım…inşALLAH…

ALlah'ın Selam ve Rahmeti, Mağfiret ve Hidayeti Hepinizin Üzerine olsun...
Gönderen : CEMRE Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 04.07.2013 Şehir : MARDİN
KİM demişse demiş Gözden ırak olan, gönülden de uzak olurmuş diye. Kimin için söylenmiş, neden söylemişler bunu? Birileri için doğru olsa da bu söz, Senin için yalan yâ Resulallah. Sen ne gözümüzden ırak, ne de gönlümüzden uzaksın.
Gönül evim Seninle, hatıranla dopdolu. Ey uzaklarda zannedilen, Mekke'de, Medine'de aranan Şanlı Nebî. Adınla ve hayatınla gönlümüzde yaşıyorsun.


Adını duyduğum ilk andan beri, o küçücük yüreğime sevgin güneş oldu, içime doğdu. En başta anacığımın ve çevremdeki insanların, dillerinden düşmezdi adın. Kimdin Sen, o adı dillerden hiç düşmeyen. En güzel, en seçkin bir kelimeydin, saygıyla söylenirdin. Mübarek adın anıldığında eller kalplere doğru götürülürdü. Bir dua yükselirdi dillerden; "Allahümme salli ala seyyidina Muhammed." Küçüktüm, bilemezdim o zamanlar bu sırrı. Büyüdüm, düştüm izinin, sırrının ardına. Anlayanlar anlamışlardı, bütün esrarın anahtarının Sende olduğunu. Düğümleri Sen çözebilirdin, şifreleri Sen açabilirdin ancak.



Kimdin Sen, adı dillerden hiç düşmeyen? Adın bile hayatın kadar nurdan bir alev olup, gönülleri tutuşturuyordu. Kimdin? Nasıl biriydin ey Nebî? Bilemezdim o zamanlar. Sonra, çok sonraları da Seni doğru dürüst anlatana pek rastlayamadık hayatımızda. Fâni bir şahsiyet gibi geçiliyordun. Yaptıklarının üstünde hiç durulmuyordu. Hâlbuki o güzel adın vardı dilimizde, hayatımız kadar kıymetli. Anlamasak da hissediyorduk. Bu her şeyi anlatmaya yetiyordu ama gönlümüz daha fazlasını istiyordu. Bulamıyorduk, öğrenemiyorduk bir türlü. Nice insanlar çıkarıldı karşımıza. Tarihler, kitaplar, birçok meşhur simalardan söz ediyordu uzun uzun ama Sen yoktun onların arasında. Nice maharetli eller, nice bin ustalıkla bir yerlere atıvermişlerdi Seni. Tarihin tozlu sayfalarında unutturulmaya çalışılıyordun. Onlar gizledikçe aklım ve kalbim el ele verip, Senin hayatını en ince noktasına kadar öğrenmenin ve bilmenin heyecanına düştüler. Ve sonra gökyüzü kadar berrak bir mavilik içinde, bembeyaz pamuk gibi butlularla çerçevelenmiş bir hayat çıktı karşıma. Sen kitaplara sığamayacak kadar büyüktün, onu anladım çok şükür. O Sendin işte, O Senin hayatındı. Bulutların arasından doğan bir güneş gibi içimi ferahlattın. Kalbimdeki sıkıntıları bir bir yıktın attın. Varlığım varlığınla anlam kazandı. Şefkat ve rahmet ülkene misafir oldukça çoğaldım, büyüdüm, geliştim. Kısacık ömürde hiç kimsenin yapamayacaklarını yapmıştın. Küçük büyük herkes sevdalındı Senin. Anasından, babasından, nefsinden, her şeyinden çok sevmişlerdi Seni insanlar. Hak ediyordun bunu çünkü. Sen de onları herkesten çok seviyordun...


Yanan kalbe devasın Sen


Bulunmaz bir şifasın Sen


Habib-i Kibriya'sın Sen


Muhammed Mustafa'sın Sen...


Yâ Resulallah! Yanmak mukaddes bir gaye uğruna, gösterdiğin yolda yanmak, tutuşmak güzelmiş meğer.


Senden uzak kalmak, Senden ırak olmak nasipsizliğin en beteridir. Su Sende, şifa Sende, serinlik, ferahlık Sende. Adını bir kerecik olsun anınca sönüyor yüreğimizdeki ateş, diniyor sızılar yâ Resulallah.



Kim demişse demiş ama biz demedik Gözden ırak olan gönülden de olurmuş diye. Bu söz kim için, hangi zaman ve hangi mekânda söylenmiş olursa olsun asla doğru diyemiyorum. Senin için ise büsbütün yalan yâ Resulallah. Senin için yalan Sevgilim. Biz Seni unutmadık ya Resulallah. Sen bize içimize çektiğimiz bir nefes hava kadar yakınsın. Farkında değiliz, dört bir yanı kuşatan ışığının. O uçsuz bucaksız rahmetinin farkında değiliz. Rabbim Senin elinle, dilinle uzatmış rahmetini bize. 124 bin peygamber arasından, Sana ümmet etmiş bizi. Bu şeref yeter bize, yeter de artar ya Resulallah. Biz Seni hiç unutmadık. Sen gönül tahtımızın tek sultanısın. Ne gözden ırak, ne de gönülden uzaksın yâ Resulallah. Sen bize bu kadar yakınsın işte.


Ne Gözden Iraksın, Ne Gönülden Uzaksın dedimya..İşte bu gece..Gökyüzüne bakıyorum, kainatı heceliyorum. Mekke'yi, Kabe'yi okuyorum buradan... Sırlar seninle çözülüyor... Şifreler anahtarsız çözülmüyor... Bütün esrarın anahtarları Sendedir ya Resulallah... Sen bize Yaradan'dan armağansın, bu sevinç yeter de artar bize...


Zaman zaman gölgelense de nurun, ebediyen silinmeyecek adın...Silemeyecekler...Yaradan'ın yazdığı silinir mi hiç... Sen Muhammed'sin, Mustafa'sın... Sevgilimizsin, Efendimizsin...


Ya Resulallah, adını anmadığım zaman uzak, çok uzak çöllerde tek başına kalmış bir yolcu gibi şaşkın ve biçareyim... Ümidini yitirmiş bir divaneyim... İnsanların çektiği sıkıntıların nedenini anlayabiliyorum... Senden uzak olmak, güneşten mahrum kalmak demek, ışıksız yaşamak demek... Karanlık bir gecenin, bir anın ızdırabı bile yeter insanı çıldırtmaya.... Bizim cılız ışıklarımız, evlerimizi ve şehirlerimizi aydınlatmaya yetmezken, Senin nurun kainatı aydınlatıyor, gönülleri ışıldatıyor...


Usul usul girdin hayatıma, güneş gibi kırmadan, incitmeden ya Resulallah. ..Yer ettin gönlümde ebediyen... Seni sevmek de bir ibadetmiş adını söylemek de, onu bildim onu anladım bu gece...


Seninle çoğalmayan, gösterdiğin pencereden bakmayan gözler ışığı göremiyor... İçimizdeki şefkat ateşini yakıyor, yandırıyor o zaman... Bir damlayı ummanına kat. Coşkun bir deniz olup çağlayayım Ebubekir gibi... Bütün insanlar adına cehennemin içinde bile yanmaya razı olabilelim o kahramanlar gibi... Cehennemden betermiş şefkat ateşi... Onu Söndürecek Sensin, Marifetullahtır ancak... Yetiş imdadımıza ey Resul, yetiş...

Gönderen : Mürselin çakar Ülke : tr
Tarih : 08.06.2013 Şehir : mardin cevizpınar

Seveceksin !!!!
Ama seveceksen Hz.Talha gibi seveceksin...!
Nasıl mı?
Anlatayım..
... Rümeysa'ya aşıktır Talha..
O zamanlar müslüman değil daha..
Yolda giderken bakıyor ki Rümeysa orda Duruyor, daha önce Rümeysa'ya dediklerini tekrarlıyor;
"Seviyorum Rümeysa Seni, evlen benimle"..
Rümeysa içten içe beğenmesine rağmen kabul etmiyor. Neticede o bir müslüman değil..
Ama mert, karakterli biri...
Bir anda aklına Rasulullah (sav) geliyor. Dönüyor Talha'ya;
- "O'na git" diyor.
- "Kime?"diye soruyor Talha.
Rümeysa;
"O'na, Hz Muhammed'e"(sav) diyor.
Koşuyor Talha, Rümeysa için, aşkı için..
Kosuyor çatlarcasına. O'na kosuyor..
Rasulün kapısının önündedir şimdi...
Giriyor içeri. O'nu görünce çözülüyor dizlerinin bağı..
İşte karşısında Allah Rasulu..,( Bir müddet sonra çıkıyor oradan. Yine Rümeysa'yi görüyor. Bu kez Rümeysa Soruyor ona:
-"Gittin mi?
-"Evet" diyor Talha. "Aşık oldum O'na, üzgünüm Rümeysa, senden daha çok O'nu Seviyorum artık. üzgünüm."
Kuşlar gibi Rümeysa, nasıl seviniyor bak..
-"Teklifin geçerliyse hâlâ evlenelim" diyor.
EĞER SEVECEKSEN ... ALLAH'I VE ALLAH İÇİN OLANLARI SEV ...
ÇÜNKÜ HAKETMEYENLERİ SEVMEK,

BİR TÜRLÜ İSRAFTIR...!!
Gönderen : GÜLEFŞAN Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 05.06.2013 Şehir : MARDİN CEVİZPINAR
Ben Seni Görmeden Sevdim

Ben Seni görmeden sevdim…
Yorgun gecelerde titreyen bir yanı yetim,
bir yanı öksüz yüreğimle sevdim seni.
Ey gönül bahçemde büyüttüğüm Nazlı Çiçek…
Ey sevdamın adı, aşkın gerçek anlamı…
Bu hasret bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek…
Ben Seni görmeden sevdim…

Yolunu gözledim bir Medine sabahı.
Ellerimde güller, güller ki kokunu aldığım…
Kokunu alıp yandığım, yanıp yanıp ağladığım…
Ben seni görmeden sevdim…

Gözlerini gözlerime değdir Efendim.
Ellerini ellerime…
Sevmeyi Senden öğrendim ilkin…
Sevilmesi gereken her şeyi Senden…
Şefkat seninle mânâ buldu.
Buz çöllerini Seninle aştım…
Ab-ı hayat sundun sıcak ikliminle…
Gözlerini gözlerime değdir…
Ellerini ellerime Efendim…
Ben Seni görmeden sevdim…

Bahar yüzlü insanlar bildim etrafında pervane…
Onlardan biri olmak istedim hep.
Her emrine amade…
Seninle yaşamak…
Seninle ölmek…
Seninle ağlamak…
Ve Seninle tebessüm etmek…
Aynı sofrayı Seninle paylaşmak istedim.
Ama en çok Seni, Seni görmek istedim.
Göremesem de,
Ben Seni görmeden sevdim…

Veysel Karani sabrıyla büyüttüm sevgimi…
Hüznü yoldaş ettim…
Kâh yeller gibi estim Yemen’de…
Kâh Mecnun gibi düştüm çöllere…
Bil ki, ölüm kapımı çalıp geldiğinde,
Ne zaman, nasıl, kimbilir nerede,
Ben Seni görmeden sevdim

Ben Seni görmeden sevdim…
Rüyalarım var Sana dair…
Özlemlerim var Sana…
Al yüreğim Senin olsun Sultan’ım…
Uyandır beni Aşk’a…
Ey Gül-i Vefa…
Ey Rahmet Sağanağı…
Yağmur yağmur, tane tane düştünde gönlüme,
Kurak topraklarım hayat buldu gelişinle…
Ben Leyla çölünde seraplar gördüm çok zaman…
Boş hülyalara daldım, kayboldum…
Su içtiğim pınarlara ateşler dokundu…
Ben aşkımın hicranını sırtımda taşıdım…

Ben Seni görmeden sevdim…
Seni görmeden seven milyonlarca sevdalı gibi…
En berrak duyguları besledim Sana…
En nadide hisleri…
Gel Efendim, al götür beni uzaklara…
Düşmeden gülün tuzaklara…
Gözlerimde yaş akar durur…
Bu ayrılık beni yakar vurur…
Gözlerini gözlerime değdir…
Ellerini ellerime Efendim…

Gönderen : Gülefşan Ülke : türkiye
Tarih : 26.05.2013 Şehir : mardin zınnar (cevizpınar)
KİŞİ SEVDIĞİ İLE BERABERDİR,
Okunmaya değer bir kıssa mutlaka okuyunuz..

Hz. Fatıma,
' ya Ali' Hasan, Hüseyin aç, evde yiyecek yok.. gidip yiyecek birşeyler alsana" der.

Hz. Ali'nin sadece altı dirhemi vardır.
Yiyecek almak için evden çıkar ve giderken yolda kavga eden iki insan görür.
Hz Ali: "Niçin kavga ediyorsunuz? Şu âlemde Allah'ı düşüneceğiniz yerde niçin birbirinizle mücadele ediyorsunuz?" diye sorar.

Kavga edenlerden biri, diğerinden altı dirhem alacağı olduğunu, vermediğini, söyler. Hz Ali cebindeki altı dirhemi çıkarır ve alacaklıya verir.

Evine geldiğinde eli boştur, 'Cennet kadınlarının seyyidesi',
"- Ya Ali, hiç mi bir şey almadın?" diye sorunca,
"- Ama ara düzelttim ya Fatma" der.
Hz Fatma'nın yüzünde nurlu bir gülümseme belirir.
Memnundur kocasının bu güzel hareketinden.
Daha sonra Hasan'la Hüseyin ağlamaya başlarlar, 'açız' diye.

Bu acı manzaraya dayanamaz ve evden çıkar.
Yolda bir adama rastlar. Elinde besili bir deve;
"- Ya Ali bu deveyi sana satmak isterim, ucuza satacağım."
"- Param yok" der Hz Ali.
"- Olsun" der adam.
"- Bu deveyi sana vermeyi çok istiyorum.150 dirhem bu deve. Al sonra ödersin."
Alır Hz Ali o deveyi.
Yolda giderken başka adama rastlar.
"- Ya Ali" der, "ne güzel bir deve bu. Ben bunu 300'e alayım ne olursun reddetme beni."
Hz Ali: "- Ama ben bunu 150'ye aldım" der.
"- Olsun, ben çok beğendim bunu" ve deveyi satar.
Hz Ali mutlu bir şekilde gider yiyecekleri alır eve döner.
Sonra Peygamber'in huzuruna çıkar.

Efendimiz(s.a.v.) güler, "gel" der, "ya Ali şu deve hikâyesini anlat".
Anlatınca da der ki:
"- Sen ki ara düzelttin. Allah Cebrail'i ile sana deveyi sattı. İsrafil'i ile de satın aldı.
Her kim ki ara yapar, birleştirir, düzeltir, ikilikten insanları kurtarırsa o bendendir ya Ali."