CEMRE FM 98.0 | GÖNÜLLERE DÜŞEN CEMREYİZ
CEMRE FM CANLI YAYIN
Şuan CEMRE FM'de



Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
14:00   AYDINLIĞA DOĞRU / SİYER
15:10   SESLİ MAKALE
16:00   KUR'ANIN GÖLGESİNDE TEFSİR
17:05   İSTEK SAATİ - CANLI
11:30   CUMAYA DOĞRU / VAAZ / SOHBET
19:00   ANA HABER BÜLTENİ
10:00   SABAH İSTEKLERİ / CANLI
08:00   BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)
07:00   KISASÜRE-DUA-MESAJ
20:00   DÜŞÜNCE DÜNYASI - CANLI
22:00   ROMAN KUŞAĞI
23:00   İLAHİ EZGİ ŞİİR MESAJ
24:00   MEALLİ HATİM
13:00   İLAHİ / EZGİ / TARİHTE BUGÜN
15:00   15 ARA HABER
16:30   ROMAN KUŞAĞI
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır. (Bakara - 214)

Hadis-i Şerif

"Her kime bildiği bir mesele sorulur, o da bunu söylemeyip gizlerse, Allah ona Kıyamet Günü ateşten bir gem vurur."

[Tirmizi] []

ANKET
 RADYOMUZUN YENİ YAYIN DÖNEMİNİ NASIL BULDUNUZ? 
 MÜKEMMEL
 ÇOK İYİ
 İYİ
 NORMAL
 DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 KÖTÜ
Diğer Anketler
Mardin Hava Durumu
MARDIN
Ziyaretçi Defteri
Gönderen : Allah taraftari Ülke : isvicre
Tarih : 21.07.2013 Şehir : basel
Isvicreden selamlar
Gönderen : YUSUF ASLAN Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 14.07.2013 Şehir : MARDİN NUSAYBİN
Ey benim cennet gözlüm, sen benim dua etmeme sebep olansın.. En tılsımlı, en riyasız, en içten duamsın.. Beni ben yapan aşksın.. Kalbim en büyük sığınağın olsun yâr..! Sen Besmele ile başlayan sevgime yakışanımsın, nakkaşımsın, mahşere kadar tutacağım sevda orucumsun.. Sen benim içten içe kanayan en derin yaramsın.. Ne kadar özlendiğini bir bilsen, yokluğundan utanırsın..! ''

Hz Mevlana
Gönderen : CEMRE Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 13.07.2013 Şehir : MARDİN
HZ.Ebu Bekirin Münacatı...



Yalvarıyordu Allah'a;

Allahım iflas ettim…Benim azığım azdır beni cennete götürecek yollar kapalı biliyorum.

Günahlarımı itiraf ediyorum…Bu fakir kapına geldi Allahım onu kapıdan kovma..çevirme kapıdan Ebubekr'ini…

Allahım bu kulun günahı çoktur..Ama senden baskada gidecek yeri yoktur…Hangi kapıya gideyim…kime yalvarayım ya Rab

Ben zelilim kapına geldim..Büyük günahlarımı bağışla ya Rab…

Sonra devam edıyordu;

Bu kul sadece isyan etti.Biliyorum isyanım çoktur…Biliyorum günahlarım kum zerresi kadar çoktur…

Lakin senın rahmetın ondan daha çoktur…Beni affet beni itme ateşe…Ateş yakmasın Ebubekr'ini…

Sonra diyordu ki;

Hayırlı amelim yok biliyorum…kötü amelimde çok.İtaatım çok azdır.Bununda farkındayım…

Benim bir kalbim var hastadır…Hasta kalbime şifa ver ya Rab…Nurlandır onu…

Allahım sen İbrahim'in(a.s) ateşini suya çevirmiştin…Beni yakacak olan ateşide suya çevir ya Rab! Merhamet et…

Sonra devam buyuruyordu;

Sıddık…Mahserde diyordu Allahım sen hakim olacaksın…karar sendedir…

Bütün kararları sen vereceksin…Senin vereceğin kararı bozacak kimse yoktur…

Cebrail (a.s) mübaşir olacak suçluları Cebrail çağıracak…O gün şu zelil kula …Su Ebubekr'ine acı Allahım diyordu…

Sonra birden haykırıyordu..;

Hani Musa…Nerde İsa..nerde Yahya nerde kaldı Nuh…bu büyük insanlar hep ölüp gittiler….

Ey günaha dalmış olan Sıddık…isyana dalmıs olan Sıddık durma durma…hadi Sıddık durma bır tek yol kaldı…

Allaha yalvarmak Allah tövbe etmek…Sıddık tövbe et belki Allah bağışlar seni

…Evet…Sıddık Bunu yapıyordu..Bizde bunu yapalım…Ümid var olalım…inşALLAH…

ALlah'ın Selam ve Rahmeti, Mağfiret ve Hidayeti Hepinizin Üzerine olsun...
Gönderen : CEMRE Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 04.07.2013 Şehir : MARDİN
KİM demişse demiş Gözden ırak olan, gönülden de uzak olurmuş diye. Kimin için söylenmiş, neden söylemişler bunu? Birileri için doğru olsa da bu söz, Senin için yalan yâ Resulallah. Sen ne gözümüzden ırak, ne de gönlümüzden uzaksın.
Gönül evim Seninle, hatıranla dopdolu. Ey uzaklarda zannedilen, Mekke'de, Medine'de aranan Şanlı Nebî. Adınla ve hayatınla gönlümüzde yaşıyorsun.


Adını duyduğum ilk andan beri, o küçücük yüreğime sevgin güneş oldu, içime doğdu. En başta anacığımın ve çevremdeki insanların, dillerinden düşmezdi adın. Kimdin Sen, o adı dillerden hiç düşmeyen. En güzel, en seçkin bir kelimeydin, saygıyla söylenirdin. Mübarek adın anıldığında eller kalplere doğru götürülürdü. Bir dua yükselirdi dillerden; "Allahümme salli ala seyyidina Muhammed." Küçüktüm, bilemezdim o zamanlar bu sırrı. Büyüdüm, düştüm izinin, sırrının ardına. Anlayanlar anlamışlardı, bütün esrarın anahtarının Sende olduğunu. Düğümleri Sen çözebilirdin, şifreleri Sen açabilirdin ancak.



Kimdin Sen, adı dillerden hiç düşmeyen? Adın bile hayatın kadar nurdan bir alev olup, gönülleri tutuşturuyordu. Kimdin? Nasıl biriydin ey Nebî? Bilemezdim o zamanlar. Sonra, çok sonraları da Seni doğru dürüst anlatana pek rastlayamadık hayatımızda. Fâni bir şahsiyet gibi geçiliyordun. Yaptıklarının üstünde hiç durulmuyordu. Hâlbuki o güzel adın vardı dilimizde, hayatımız kadar kıymetli. Anlamasak da hissediyorduk. Bu her şeyi anlatmaya yetiyordu ama gönlümüz daha fazlasını istiyordu. Bulamıyorduk, öğrenemiyorduk bir türlü. Nice insanlar çıkarıldı karşımıza. Tarihler, kitaplar, birçok meşhur simalardan söz ediyordu uzun uzun ama Sen yoktun onların arasında. Nice maharetli eller, nice bin ustalıkla bir yerlere atıvermişlerdi Seni. Tarihin tozlu sayfalarında unutturulmaya çalışılıyordun. Onlar gizledikçe aklım ve kalbim el ele verip, Senin hayatını en ince noktasına kadar öğrenmenin ve bilmenin heyecanına düştüler. Ve sonra gökyüzü kadar berrak bir mavilik içinde, bembeyaz pamuk gibi butlularla çerçevelenmiş bir hayat çıktı karşıma. Sen kitaplara sığamayacak kadar büyüktün, onu anladım çok şükür. O Sendin işte, O Senin hayatındı. Bulutların arasından doğan bir güneş gibi içimi ferahlattın. Kalbimdeki sıkıntıları bir bir yıktın attın. Varlığım varlığınla anlam kazandı. Şefkat ve rahmet ülkene misafir oldukça çoğaldım, büyüdüm, geliştim. Kısacık ömürde hiç kimsenin yapamayacaklarını yapmıştın. Küçük büyük herkes sevdalındı Senin. Anasından, babasından, nefsinden, her şeyinden çok sevmişlerdi Seni insanlar. Hak ediyordun bunu çünkü. Sen de onları herkesten çok seviyordun...


Yanan kalbe devasın Sen


Bulunmaz bir şifasın Sen


Habib-i Kibriya'sın Sen


Muhammed Mustafa'sın Sen...


Yâ Resulallah! Yanmak mukaddes bir gaye uğruna, gösterdiğin yolda yanmak, tutuşmak güzelmiş meğer.


Senden uzak kalmak, Senden ırak olmak nasipsizliğin en beteridir. Su Sende, şifa Sende, serinlik, ferahlık Sende. Adını bir kerecik olsun anınca sönüyor yüreğimizdeki ateş, diniyor sızılar yâ Resulallah.



Kim demişse demiş ama biz demedik Gözden ırak olan gönülden de olurmuş diye. Bu söz kim için, hangi zaman ve hangi mekânda söylenmiş olursa olsun asla doğru diyemiyorum. Senin için ise büsbütün yalan yâ Resulallah. Senin için yalan Sevgilim. Biz Seni unutmadık ya Resulallah. Sen bize içimize çektiğimiz bir nefes hava kadar yakınsın. Farkında değiliz, dört bir yanı kuşatan ışığının. O uçsuz bucaksız rahmetinin farkında değiliz. Rabbim Senin elinle, dilinle uzatmış rahmetini bize. 124 bin peygamber arasından, Sana ümmet etmiş bizi. Bu şeref yeter bize, yeter de artar ya Resulallah. Biz Seni hiç unutmadık. Sen gönül tahtımızın tek sultanısın. Ne gözden ırak, ne de gönülden uzaksın yâ Resulallah. Sen bize bu kadar yakınsın işte.


Ne Gözden Iraksın, Ne Gönülden Uzaksın dedimya..İşte bu gece..Gökyüzüne bakıyorum, kainatı heceliyorum. Mekke'yi, Kabe'yi okuyorum buradan... Sırlar seninle çözülüyor... Şifreler anahtarsız çözülmüyor... Bütün esrarın anahtarları Sendedir ya Resulallah... Sen bize Yaradan'dan armağansın, bu sevinç yeter de artar bize...


Zaman zaman gölgelense de nurun, ebediyen silinmeyecek adın...Silemeyecekler...Yaradan'ın yazdığı silinir mi hiç... Sen Muhammed'sin, Mustafa'sın... Sevgilimizsin, Efendimizsin...


Ya Resulallah, adını anmadığım zaman uzak, çok uzak çöllerde tek başına kalmış bir yolcu gibi şaşkın ve biçareyim... Ümidini yitirmiş bir divaneyim... İnsanların çektiği sıkıntıların nedenini anlayabiliyorum... Senden uzak olmak, güneşten mahrum kalmak demek, ışıksız yaşamak demek... Karanlık bir gecenin, bir anın ızdırabı bile yeter insanı çıldırtmaya.... Bizim cılız ışıklarımız, evlerimizi ve şehirlerimizi aydınlatmaya yetmezken, Senin nurun kainatı aydınlatıyor, gönülleri ışıldatıyor...


Usul usul girdin hayatıma, güneş gibi kırmadan, incitmeden ya Resulallah. ..Yer ettin gönlümde ebediyen... Seni sevmek de bir ibadetmiş adını söylemek de, onu bildim onu anladım bu gece...


Seninle çoğalmayan, gösterdiğin pencereden bakmayan gözler ışığı göremiyor... İçimizdeki şefkat ateşini yakıyor, yandırıyor o zaman... Bir damlayı ummanına kat. Coşkun bir deniz olup çağlayayım Ebubekir gibi... Bütün insanlar adına cehennemin içinde bile yanmaya razı olabilelim o kahramanlar gibi... Cehennemden betermiş şefkat ateşi... Onu Söndürecek Sensin, Marifetullahtır ancak... Yetiş imdadımıza ey Resul, yetiş...

Gönderen : Mürselin çakar Ülke : tr
Tarih : 08.06.2013 Şehir : mardin cevizpınar

Seveceksin !!!!
Ama seveceksen Hz.Talha gibi seveceksin...!
Nasıl mı?
Anlatayım..
... Rümeysa'ya aşıktır Talha..
O zamanlar müslüman değil daha..
Yolda giderken bakıyor ki Rümeysa orda Duruyor, daha önce Rümeysa'ya dediklerini tekrarlıyor;
"Seviyorum Rümeysa Seni, evlen benimle"..
Rümeysa içten içe beğenmesine rağmen kabul etmiyor. Neticede o bir müslüman değil..
Ama mert, karakterli biri...
Bir anda aklına Rasulullah (sav) geliyor. Dönüyor Talha'ya;
- "O'na git" diyor.
- "Kime?"diye soruyor Talha.
Rümeysa;
"O'na, Hz Muhammed'e"(sav) diyor.
Koşuyor Talha, Rümeysa için, aşkı için..
Kosuyor çatlarcasına. O'na kosuyor..
Rasulün kapısının önündedir şimdi...
Giriyor içeri. O'nu görünce çözülüyor dizlerinin bağı..
İşte karşısında Allah Rasulu..,( Bir müddet sonra çıkıyor oradan. Yine Rümeysa'yi görüyor. Bu kez Rümeysa Soruyor ona:
-"Gittin mi?
-"Evet" diyor Talha. "Aşık oldum O'na, üzgünüm Rümeysa, senden daha çok O'nu Seviyorum artık. üzgünüm."
Kuşlar gibi Rümeysa, nasıl seviniyor bak..
-"Teklifin geçerliyse hâlâ evlenelim" diyor.
EĞER SEVECEKSEN ... ALLAH'I VE ALLAH İÇİN OLANLARI SEV ...
ÇÜNKÜ HAKETMEYENLERİ SEVMEK,

BİR TÜRLÜ İSRAFTIR...!!
Gönderen : GÜLEFŞAN Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 05.06.2013 Şehir : MARDİN CEVİZPINAR
Ben Seni Görmeden Sevdim

Ben Seni görmeden sevdim…
Yorgun gecelerde titreyen bir yanı yetim,
bir yanı öksüz yüreğimle sevdim seni.
Ey gönül bahçemde büyüttüğüm Nazlı Çiçek…
Ey sevdamın adı, aşkın gerçek anlamı…
Bu hasret bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek…
Ben Seni görmeden sevdim…

Yolunu gözledim bir Medine sabahı.
Ellerimde güller, güller ki kokunu aldığım…
Kokunu alıp yandığım, yanıp yanıp ağladığım…
Ben seni görmeden sevdim…

Gözlerini gözlerime değdir Efendim.
Ellerini ellerime…
Sevmeyi Senden öğrendim ilkin…
Sevilmesi gereken her şeyi Senden…
Şefkat seninle mânâ buldu.
Buz çöllerini Seninle aştım…
Ab-ı hayat sundun sıcak ikliminle…
Gözlerini gözlerime değdir…
Ellerini ellerime Efendim…
Ben Seni görmeden sevdim…

Bahar yüzlü insanlar bildim etrafında pervane…
Onlardan biri olmak istedim hep.
Her emrine amade…
Seninle yaşamak…
Seninle ölmek…
Seninle ağlamak…
Ve Seninle tebessüm etmek…
Aynı sofrayı Seninle paylaşmak istedim.
Ama en çok Seni, Seni görmek istedim.
Göremesem de,
Ben Seni görmeden sevdim…

Veysel Karani sabrıyla büyüttüm sevgimi…
Hüznü yoldaş ettim…
Kâh yeller gibi estim Yemen’de…
Kâh Mecnun gibi düştüm çöllere…
Bil ki, ölüm kapımı çalıp geldiğinde,
Ne zaman, nasıl, kimbilir nerede,
Ben Seni görmeden sevdim

Ben Seni görmeden sevdim…
Rüyalarım var Sana dair…
Özlemlerim var Sana…
Al yüreğim Senin olsun Sultan’ım…
Uyandır beni Aşk’a…
Ey Gül-i Vefa…
Ey Rahmet Sağanağı…
Yağmur yağmur, tane tane düştünde gönlüme,
Kurak topraklarım hayat buldu gelişinle…
Ben Leyla çölünde seraplar gördüm çok zaman…
Boş hülyalara daldım, kayboldum…
Su içtiğim pınarlara ateşler dokundu…
Ben aşkımın hicranını sırtımda taşıdım…

Ben Seni görmeden sevdim…
Seni görmeden seven milyonlarca sevdalı gibi…
En berrak duyguları besledim Sana…
En nadide hisleri…
Gel Efendim, al götür beni uzaklara…
Düşmeden gülün tuzaklara…
Gözlerimde yaş akar durur…
Bu ayrılık beni yakar vurur…
Gözlerini gözlerime değdir…
Ellerini ellerime Efendim…

Gönderen : Gülefşan Ülke : türkiye
Tarih : 26.05.2013 Şehir : mardin zınnar (cevizpınar)
KİŞİ SEVDIĞİ İLE BERABERDİR,
Okunmaya değer bir kıssa mutlaka okuyunuz..

Hz. Fatıma,
' ya Ali' Hasan, Hüseyin aç, evde yiyecek yok.. gidip yiyecek birşeyler alsana" der.

Hz. Ali'nin sadece altı dirhemi vardır.
Yiyecek almak için evden çıkar ve giderken yolda kavga eden iki insan görür.
Hz Ali: "Niçin kavga ediyorsunuz? Şu âlemde Allah'ı düşüneceğiniz yerde niçin birbirinizle mücadele ediyorsunuz?" diye sorar.

Kavga edenlerden biri, diğerinden altı dirhem alacağı olduğunu, vermediğini, söyler. Hz Ali cebindeki altı dirhemi çıkarır ve alacaklıya verir.

Evine geldiğinde eli boştur, 'Cennet kadınlarının seyyidesi',
"- Ya Ali, hiç mi bir şey almadın?" diye sorunca,
"- Ama ara düzelttim ya Fatma" der.
Hz Fatma'nın yüzünde nurlu bir gülümseme belirir.
Memnundur kocasının bu güzel hareketinden.
Daha sonra Hasan'la Hüseyin ağlamaya başlarlar, 'açız' diye.

Bu acı manzaraya dayanamaz ve evden çıkar.
Yolda bir adama rastlar. Elinde besili bir deve;
"- Ya Ali bu deveyi sana satmak isterim, ucuza satacağım."
"- Param yok" der Hz Ali.
"- Olsun" der adam.
"- Bu deveyi sana vermeyi çok istiyorum.150 dirhem bu deve. Al sonra ödersin."
Alır Hz Ali o deveyi.
Yolda giderken başka adama rastlar.
"- Ya Ali" der, "ne güzel bir deve bu. Ben bunu 300'e alayım ne olursun reddetme beni."
Hz Ali: "- Ama ben bunu 150'ye aldım" der.
"- Olsun, ben çok beğendim bunu" ve deveyi satar.
Hz Ali mutlu bir şekilde gider yiyecekleri alır eve döner.
Sonra Peygamber'in huzuruna çıkar.

Efendimiz(s.a.v.) güler, "gel" der, "ya Ali şu deve hikâyesini anlat".
Anlatınca da der ki:
"- Sen ki ara düzelttin. Allah Cebrail'i ile sana deveyi sattı. İsrafil'i ile de satın aldı.
Her kim ki ara yapar, birleştirir, düzeltir, ikilikten insanları kurtarırsa o bendendir ya Ali."
Gönderen : GÜLEFŞAN Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 24.05.2013 Şehir : MARDİN CEVİZPINAR
ÖPÜLECEK TEK VARLIK ANNEDİR..
ANNE...
MEŞHUR BİR MÜFESSİR ANLATIYOR BÜYÜK MÜFESSİR ALİMİ HİKAYE EDİYOR.
BİR BÜYÜK ZAD,ÇOK BÜYÜK BİR İSLAM ALİMİ,BÜYÜK BİR ALLAH DOSTU,İYİ BİR ZAHİD TALEBELERİNİ YETİŞTİRİYOR..
HERBİRİNE DERS ÖĞRETİYOR.KİMİSİNE HADİS,KİMİSİNE FIKIH,KİMİSİNE TESCİT,KİMİSİNE FERAYİZ,KİMİSİNE DİL BİLGİSİ ÖĞRETİYOR.
SONRA ARADAN BİR ZAMAN GEÇİNCE DİYOR Kİ BEN BUNLARI BİR DENEYEYİM BAKAYIM NE OLDU BUNLARA,NE ÖĞRENMİŞLER BAKAYIM BENDEN,BUNLARI İMTİHAN ETMEM GEREKİYOR BENİM.SONRA TALEBELERİNE BİRŞEY SÖYLÜYOR
DİYOR Kİ,YARIN HEPİNİZ BURAYA SAHİP OLDUĞUNUZ EN DEĞERLİ ŞEYİ GETİRİN DİYOR.SAHİP OLDUĞUNUZ EN DEĞERLİ EN KIYMETLİ ŞEYİ GETİRİN BIRAKIN BANA DİYOR.TAMAM DİYORLAR HOCAM DİYORLAR TABİ ÖYLE YAPACAZ .
ERTESİ GÜN OLUYOR SABAH NAMAZINDAN SONRA TALEBELER TOPLANMIŞLAR,HADİS DERSLERİNİ ALACAKLAR.
HOCA GEÇİYOR OYURUYOR ORAYA BAKIYOR Kİ,,
KİMİSİ KOYUN GETİRMİŞ,KİMİSİ KEÇİ GETİRMİŞ HANİ PARA EDER DEĞERLİ YANİ KİMİSİ SIĞIRINI GETİRMİŞ,KİMİSİ OZAMANIN ALTININDAN GÜMÜŞÜNDEN GETİRMİŞ,KİMİSİ AYAKKABISINI GETİRMİŞ HERBİRİ PARA EDEN ŞEYİ GETİRMİŞ.
SONRA İÇERİYE EN KÜÇÜK TALEBE GİRMİŞ 11 YAHUD 13 YAŞINDAKİ O TALEBE İÇERİ GİRMİŞ,TALEBE GELDİĞİ GİBİ HOCASININ ÖNÜNE BİR MENDİL BIRAKMIŞ.HOCA DÖNÜP BÖYLE BİR BAKIYOR NEDİR BU MENDİL SEN EN DEĞERLİ ŞEYİ BUNU MU GETİRDİN.EVET HOCAM DİYOR EN DEĞERLİ ŞEY BUDUR HİÇBİRŞEY BUNUN KADAR DEĞERLİ OLMAZ DİYOR.NİYE DİYOR HOCA AÇIN BAKIN HACAM DİYOR.BAKIYOR Kİ MENDİLİN İÇİNDE BİR TOPRAK BİLDİĞİNİZ TOPRAK HANİ AYAKLARINIZI BASIYORSUNUZ YA ...
ŞAŞIYOR HOCA DİYOR SEN BUNU NERDEN BULDUN?
CENNETTEN BULDUM HOCAM DİYOR BEN BUNU SANA CENNETTEN GETİRDİM DİYOR..
SEN NERDE CENNETİ BULDUNDA BANA CENNETİ GETİRDİN HOCA MUKADDİSE HADİS ALİMİNE CENNETİMİ ÖĞRETECEKSİN SEN KİME NEYİ ÖĞRETECEKSİN YANİ..
HOCAM DİYOR BEN SANA O TOPRAĞI CENNETTEN GETİRMİŞİM..
NERDEN GETİRDİN DEYİNCE..
HOCAM DİYOR HOCAM, BUGÜN ANNEMLE BERABERDİM,ANNEMLE DIŞARI ÇIKTIĞIMDA BUGÜN ANNEM BU TOPRAĞA BASMIŞTI AYAĞINI SANA ANNEMİN BASTIĞI TOPRAĞI GETİRDİM HOCAM.BENİM ANNEMİN BASTIĞI YERDE CENNET VARDIR.
ALLAH'IN RASULÜ BUYURMUŞLARDIR Kİ : CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR.
BEN SANA CENNETİMİ GETİRDİM.SONRA HOCA TALEBESİNE DÖNER DER Kİ:
SEN ERMİŞSİN OĞLUM SEN SINAVI GEÇTİN,DAHA 10 YAŞINDA GEÇTİN KİMİSİ KAÇ YAŞINA GELMİŞ SEN BU YAŞINDA GEÇTİN
ALLAH'IN RASULÜ İLE SÖZÜMÜ BİTİRMEK İSTİYORUM,
ALLAH'IN RASULÜNE SALAT VE SELAM OLSUN.
MESCİDİ SAADETTEDİRLER YANINDA HZ. EBUBEKİR VAR.
BİRDEN BİRE ALLAH'IN RASULÜ'NÜN GÖZLERİ DOLUYOR.
ÜZÜLÜYOR ALLAH'IN RASULÜ BAŞI YERDEDİR,
RASULULLAH DİYOR Kİ HZ. EBUBRKİR'E EBUBEKİR DİYOR BEN BİRŞEY İSTEYECEM DİYOR..
HZ. EBUBEKİR BİRDENBİRE EMRET YA RASULULLAH ANAM BABAM SANA FADE OLSUN NE İSTİYORSUN SÖYLE EMRET ,
O DESEKİ ŞU ATEŞİN İÇİNE GİR GİRERLER,DESEKİ ŞU DAĞI YERİNDEN OYNATIN OYNATIRLAR,ŞU YILDIZLARI YERE İNDİRİN DESE İNDİRİRLER,YETER Kİ O İSTESİN,O NE DERSE O OLSUN EMRETSİN YETER Kİ BİZ HERŞEYE RAĞZIYIZ.
YOK EBUBEKİR YOK SEN BANA İSTEDİĞİMİ VEREMEZSİN
İSTEDİĞİMİ YAPAMAZSIN EBUBEKİR..ANLIYOR DOSTU ÇÜNKÜ ONU ÇOK İYİ TANIR.SUSUYORDU HZ. EBUBEKİR VE RASULULLAH SÖZÜNÜ ÖYLE SÖYLÜYORDU...
EBUBER DİYORDU KEŞKE DİYORDU ANNEMDEN VE YAHUD BABAMDAN BİRİSİ HAYATTA OLSAYDI..
ÇÜNKÜ RASULULLAH HEM ANNESİNİ HEM BABASINI KAYBETMİŞTİ HZ. FATIMA'NIN HARİCİNDEKİ BÜTÜN ÇOCUKLARINI ONUN MEZARINA GÖMMÜŞTÜR.HER SIKINTIYI YAŞAMIŞTI ÇÜNKÜ RASULULLAH.
VE SONRA DİYORKİ RASULULLAH HZ. EBUBEKİR'E,
EBUBEKİR DİYORDU KEŞKE DİYORDU BİRGÜN NAMAZDA OLSAYDIMDA, SONRA KAPIDAN ANNEM VE YAHUZ BABAMDAN BİRİSİ İÇERİYE GİRSEYDİ DE BANA DESEYDİLER Kİ,
YA MUHAMMED , MUHAMMED , MUHAMMED...
BENDE NAMAZIMI BOZAYDIMDA EFENDİM ANNE EFENDİM BABA DESEYDİM DİYOR.
ÇÜNKÜ BİRŞEY DAHA SÖYLEYECEM ELBETTE KİMSE DEMESİN
NAMAZI KILMA DİYO DEMESİN KİMSE AMA,,
NAMAZINI BİRDAHA KILABİLİRSİN AMA KIRILAN BİR ANNENİN KALBİNİ BİR DAHA TEMİZLEMEYE BİLİRSİNİZ.
Gönderen : GÜL Ülke : TÜRKİYE
Tarih : 09.04.2013 Şehir : MERKEZ = MARDİN
Yaradan Rabbimin adıyla okudum.
Ey Muhammed seni okudum.
Okudum,çoğaldı harflerim, ırmaklarım, yıldızlarım…
Tüm kitaplara senin isminle yazıldım.
Doğdum, Muhammede doğdum.
Aşıksam, Muhammede aşığım.
Ölürsem, Muhammede ölürüm.
Gelirsem, Muhammede gelirim.
Yusuf oldum kuyularda hep seni bekledim,
Hüseyin oldum kerbelada, kuruyan dudaklarımla sayıkladım ismini,
Gelsinde ırmaklar taşıyan ellerinden,
Abı hayat akıtsın içime diye bekledim.
Bekledim, kapandı yollarım, uzattım parmaklarımı,
Hallaç gibi doğrandı ellerim.
Hiç seni söyleyemedim. Dağlandı dudaklarım.
Yazdım gözyaşlarımla mekkenin dağlarına:
Ey sevgili, gel diye…
Ağlama duvarını bir çıban gibi sırtında taşırken,
Yorulan kollarıyla taş atan Kudüs’üm ben.
Kaldırımlarımda ateşler yükselirken,
Geldin öptün beni alnımdan,
Serinleyip sarıldım taşlara yeniden.
Ey Muhammed…
Ey Sevgili.
Ey Badı Sabah.
Ey Üzerimize doğan ay.
Ey Güzelliklerin .şahikası.
Ey Şefaat pınarı.
Her düşmem gül ayaklarına kapan-mamdır,
Böğrümden yediğim her kurşunla tutarım ellerinden.
Her şarkımda seni söylerim.
Her tebessümüm senindir.
Hep seni beklerim:
Sen bir gelsen diye ey Sevgili…
Sevgili…
Ben Veyselim,
Kenan illerinde hasretini soluyan,
Hırkana bürünürüm karanlıkta kaybolduğumda,
Dört taraftan vururlar bana,
Vururlarda söyletemezler sensizliği,
Sümeyye gibi develer ayırır bedenimi…
Hamzayım Ey Sevgili,
Uhuddayım tam önündeyim,
Vahşinin mızrağı deler geçer yüreğimi,
Gelde okşa ne olur oyulmuş kalbimi,
Hind değil hasretin acıtır onu…
Ben Grozniyim, Keşmirim, Kandaha-nm, Saraybosnayım, Hamayım, Buha-rayım, Bağdattım, Morayım, Taşkentim, Doğu Timor’um, Türkistan’ım, Ahıs-ka’yım. Eritre’yim, Halepçe’yim, Kırım’ım, İstanbul’um..,
Ben kurşunlara evlat vermiş anneyim.
Kurşunlardan sakınan bedeniyle seni özleyen,
Taş atan bir filistinliyim.
Okul önlerinde bekleşen ve ağlayan, Karanfil dağıtan kızım.
Gel öp bizi alnımızdan,
Gel sev bizi kanayan yaralarımızdan.
Ey sevgili,,.
Ey Muhammed…
Gittin ya gül yüzlü sevgili.
Kırıldım gittiğinden beri.
Kırıldıkça yandı canım.
Çarmıhta çivilenen benim ellerim,
Benim ayaklarım.
Harami sofralarda sergilenen benim başım.
Beni bir ağaçta kıstırdılar,
Kör bir testereyle biçildim.
Ağladım, kurudu göz pınarlarım,
Ağladım, hasretine türkü yaktım.
Ağladım, gel diye ey sevgili…
Sevgili.,.
ömerim, Aliyim, Osmanım,
Vuruldum bir niyaz vaktinde,
Kanım dağıldı kitabın sayfalarına.
Seni yazdım bir damla kanla,
İsminin dolaştığı semaya,
Bir baştan bir başa.
Sen gel diye Ey sevgili…
Ey sevgili…
Kırıldı mı dişin?
Dikenler acıttı mı ayaklarını?
Deve işkembeleri kirletti mi elbiselerini?
Medine yollarında yoruldun mu?
Taifte taşlar kanattı mı gül yanağını?
Kırıldı mı kalbin bize?
Kırgın mısın sevgili?
Ne çare Bekirler yok şimdi, Aliler, Osmanlar, Ömerler yok. Halidler gitti, Musablar gitti. Hatice yok, Zeynep yok, Fatıma yok.
Müminlerin annesi sofra açmaz evlerimizde.
Kedilerin babası dolaşmaz sokaklanmızda.
Biz ne çok yetim oluk da,
Senin gibi okşayanımız yok artık.
Gel bir okşa ne olur.
Yaralarımızda ki irinler azdı.
Canımız acıdı.
Bir merhamet et, bir gülümse efendim.
Bir görün puslu şehirlerin üstünde.
Bir ses ver puslu yüreklerimize.
Bekler dururuz her seherde,
Sen gel diye ey Sevgili…
Ey Sevgili…
Buralara bir hal oldu:
Ne yakup inliyor şimdi,
Ne Mısırda rüya görülüyor,
Züleyhalar yalancı,
Yedi adam ne yapsın,
Mağaraların kapıları da kapalı.
Musa vurunca asasını,
Oynamıyor yer yerinden.
Yol vermiyor kızıldeniz.
Sakınmıyor İbrahimi ateşler,
Su taşımıyor karınca,
Ethemin balıkları getirmiyor iğneleri denizden.
Buralara bir hal oldu; Sen yoksun, buralar duman oldu efendim.
Bir mektubun gelmedi buralara…
Bir Necaşi sormaz halimizi.
Bir yalnızlıktır düştü ocağımıza.
Bir karanlık çöktü başımıza.
Ay aydınlatmıyor, Gül kokmuyor.
Yokluğun karabasanlar gibi çökünce sinemize,
Dağıldı hanemiz,
Dağıldı yüreğimiz,
Dağıldı birliğimiz…
Sevgili affet bizi:
Bir deve olamadık,
Hasretinden çatlayıp ölecek.
Bir kuru ağaç olamadık,
Yokluğuna kanlı gözyaşlar dökecek.
Bir Bilal olamadık,
Sensiz ses vermeyecek.
Bir Ebu zer olamadık,
Alıp başını gidecek.
Ey sevgili, Ey şefaat sahibi, Affet bizi. Affet…
Şimdi bir şarkı düşer dilimize,
Bir aşk iner yüreğimize.
Bir el tutar elimizden.
Bir af fermanı gelir ötelerden.
Bir sen gelirsin.
Bir sen gelirsin.
Biz bin seviniriz:
Sevgilim Muhammed diye…
Sevgilim Muhammed diye…
Meleklerle yarış ederiz…
Gel sevgili,
Gel öp, kokla ve yeşert bizi, kalbimizi
Gönderen : nurullah alpsoy Ülke : türkiye
Tarih : 25.03.2013 Şehir : istanbul zeytinburnu
salamun aleykum allah yar ve yardımcınız olsun büdun mardindeki akrabalarıma sem mardin dost haber cenre fm midyat azimdere selamlarımı ilediyorum salamun aleykum?????