CEMRE FM 98.0 | GÖNÜLLERE DÜŞEN CEMREYİZ
CEMRE FM CANLI YAYIN
Şuan CEMRE FM'de

BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
16:00   RİSALE-İ NUR PENCERESİ
11:00   EL HİDEYÊ WER RAHMÊ (YEREL ARAPÇA)
13:10   İNSAN-I KAMİL
10:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
09:00   BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)
08:00   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR (SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ)
12:00   DENGE RİSALE
14:05   HAYATTAN NOTLAR - CANLI
07:00   KISASÜRE-DUA-MESAJ
19:00   ANA HABER BÜLTENİ
20:00   GÜLÎSTANA STERKA / BAYAN SOHBETİ
21:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
22:00   NEBİLERİN İZİNDEYİZ
23:00   DENGE RİSALE - DUBARE (TEKRAR)
24:00   MEALLİ HATİM
13:00   13 ARA HABER
16:30   ŞİİR VAKTİ
21:30   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

"(Ey Muhammed s.a.v) Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin." (Kalem - 4)

Hadis-i Şerif

"Alim, ilim ve amel Cennettedir. Eğer alim bildikleriyle amel etmezse ilim ve amel Cennette, alim ise Cehennemde olur."

[Kenzü-l Ummal, 4.28] []

ANKET
 RADYOMUZUN YENİ YAYIN DÖNEMİNİ NASIL BULDUNUZ? 
 MÜKEMMEL
 ÇOK İYİ
 İYİ
 NORMAL
 DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 KÖTÜ
Diğer Anketler
Mardin Hava Durumu
MARDIN
MILAD OLAN BIR YOLCULUK; HiCRET
Takvim; zamani belli bir programa göre degerlendirme, amele tahvil etme endisesinin maddi ifadesidir. Zaman anlayisi ve yasam sartlarinin dogal sonucu olarak takvim mefhumu ortaya çikmistir. Insanlik tarihinin baslamasi ile birlikte büyük medeniyetler kuran toplumlar kendi takvimlerini de belli bir olay ya da insanüstü bir meselenin vuku bulmasini esas alarak icad etmislerdir. Etiler, Sümerler, Misirlilar gibi makro alanda takvim seklinde ifadesini bulan zaman telakkisi sadece toplumun meselesi degil, ayni zamanda her insanin, her kavmin, her devletin meselesidir. Tarihte iz birakmis önemli sahsiyetlerin, Islam kahramanlarinin, resul ve nebilerin paha biçilmez miraslarini, basarilarini takvim canli tutar ve sonraki nesillere ulastirir. Zamanini degerlendirme suuruna eren, en büyük endisesi zamani degerlendirme olan fertler, cemaatler ve hatta devletler ilerlemeye dogru yol alirlar. Bu ilerlemenin en önemli araçlarindan biri süphesiz takvimdir. Bundan dolayi Islam’in büyük hedeflerinden biri de mensuplarinda zaman suurunu uyandirmaktir. Çünkü zaman insanin günlük hayatiyla dogru orantilidir. Ve Kur’an-i Kerim’de zaman mefhumu birçok ayette çok degisik kelime ve tabirlerle ifade edilmistir. Bundan dolayi sani yüce Allah Kur’an-i Kerim’de takvimin insan hayatinin bir vazgeçilmezi oldugunu beyan ederek söyle buyurur: “(Ey Muhammed) Sana hilal halindeki aylari sorarlar. De ki : ‘Onlar insanlara ve bilhassa hacc zamaninin ölçüsüdür.” (Bakara: 189) Islam öncesi cahiliye devrinde özelikle Araplarin ortaklasa kullandiklari sabit bir takvimleri yoktu. Önemli meselelere göre takvimler kullanilir ve bir müddet sonra terk edilirdi. Bu da birçok isin aksamasina, karismasina sebebiyet verirdi. Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam Medine Islam devletini kurdugunda hayatin her alaninda yenilikler yapti. Kokusmus, kaliplasmis, vahsi cahili adetlerin yerine vahiy eksenli adil kanunlar yerlestirdi. Ve bir kisim gelenek ve adetler de ondan sonra halifeleri döneminde yerlesti. Iste bunlarda biri de kameri aylar hesabina göre düzenlenmis olan Hicri takvimdir. Evet, Hicri takvim fikri Islam’in ikinci halifesi Hz. Ömer zamaninda ortaya atilmis ve bu fikir kabul de görmüstür. Hz Ömer’i takvim meselesini ele almaya sevk eden amil hususunda farkli rivayetler olmakla birlikte, genel olarak Yemen’de mevcut olan tatbikatin böyle bir seye olan ihtiyaci hatirlattigini belirtirler. Rivayetlere göre Yemen’den bir zat Medine-i Münevvere’ye gelir ve takvimle ilgili olarak Hz. Ömer’e “Ben Yemen’de tarih dedikleri bir sey gördüm. Su yilda su ayda diye yaziyorlardi.” Bunun üzerine Hz. Ömer: “Bu güzel bir sey, öyleyse siz de tarihleyin” der ve surayi toplayarak konuyu istisare eder. Bir baska rivayete göre Hz. Ömer devamli valilerine mektuplar gönderir. Bir gün valilerinden Ebu Musa el Es’ari Hz. Ömer’e “Ey mü’minlerin emiri! Sizden bana tarihsiz mektuplar geliyor” diye sikâyette bulunur. Baska bir rivayete göre Hz Ömer’e ödeme zamani saban diye yazilan bir borç senedinin davasi gelir. Hz Ömer senede bakar ve: “Bu hangi sabandir? Geçen mi, gelecek mi, yoksa içinde bulundugumuz saban mi? Su halde öyle bir sey (takvim) yapin ki herkes hesabini, kitabini ona göre yapsin” der. Bütün bunlar ve benzeri sebepler gösteriyor ki gelisen hayat sartlari özelikle devletin meseleleri çözmede takvimsizlikten dogan olumsuzluklar; takvime olan ihtiyaci ve takvimin ehemmiyetini ortaya çikarmistir. Bunun üzerine Hz. Ömer surayi toplar ve takvim konusunu görüsür. Rivayetlere göre yeni olusturulacak takvimin baslangici için sura Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselamin dogumu, bi’seti, hicreti ve ölümünün esas alinmasini müzakere eder. Abdullah b. Abbbas’dan gelen rivayete göre: Sura üyelerinden Sa’d b. Ebi Vakkas, Hz. Peygamberin vefat zamanini; Hz. Talha b. Ubeydullah, bi’setini; Hz Ali ise takvimin baslangici için Hz Peygamber aleyhisselatu vesselamin hicretini esas almayi teklif etti. Diger bazilari da Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam’in dogumunu esas almayi teklif ettiler. Hicretin 17. yilinda toplanan bu sura uzun müzakereler sonunda Hz Ali’nin teklifini kabulde ittifak etti. Ancak hangi ayin esas alinmasi konusunda ihtilaf ettiler. A.Rahman b. Avf, haram aylarin ilki oldugu için Recebi, Hz. Talha ümmetin mübarek ayidir diye Ramazani; Hz Ali de sene basidir diye Muharrem ayini baslangiç olarak teklif etti. Bunda da Hz Ali’nin -Allah Teâlâ hepsinden razi olun- görüsü yine kabul edildi. Suheyli, Eshabin tarihi hicretle baslatma fikrini su ayetten aldiklarini söyler. “Senin namaz kilmana layik olan mescid ilk günden beri takva üzerine kurulu bulunan mescittir” (Tevbe: 108) Bilindigi gibi mutlak manada bir ilk gün yoktur. Öyleyse isaret edilen bu ilk gün kapali bir seyi isaret eder. Bu kapali olan seyde Islam’in aziz oldugu, Resulü Ekrem’in Rabbine emniyet içinde ibadet ettigi mescidin yapilmasina baslandigi zamandir. Bu, devrin ilk günüdür. Böylece Ashab o günü tarih baslangici kabul etmede fikir birligine vardi. Takvimin baslangici Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselamin kutsal hicreti esas alinarak yapilmis, ancak yilbasi olarak Resulullahin hicret ettigi ay esas alinmamistir. Çünkü hicret vakasi su tarihlerde vuku bulmustur: Hz Peygamber aleyhisselatu vesselam 26 Safer (9 Eylül 622) Persembe günü suikast kararinin alindigi gece Hz. Ebu Bekir ile birlikte Mekke’de evinden çikmistir. Üç gün Sevr Magarasinda kalmis. 26—29 Safer (9—12 Eylül 622) Rebiulevvelin 1’inde (13 Eylül 622) Pazar günü magaradan çikip Medine’ye dogru gitmis. Rebiulevvelin 8’inde ( 20 Eylül 622) Pazartesi günü Kuba’ya inmis ve 12 Rebiulevvel ( 24 Eylül 622) Cuma günü Medine-i Münevvere’ye varmistir. Bundan dolayi takvimin baslangiç ayi biraz geri alinarak muharremde baslatilmistir. Bunun gerekçesi her ne kadar muharremin eskiden beri yilin baslangici olarak kabul edildigi ileri sürülse de Ibn-i Hacer, muharemin baslangiç kabul edilmesini söyle izah eder: “Çünkü Hicrete azmetme baslangici Muharremde olmustur. Ikinci Akabe Biati zilhicce ayinda oldu, iste bu hicretin mukaddimesi idi. Bu bey’attan sonra ilk dogan hilal muharrem ayinda oldu ve ilk hicret muharrem ayinda vuku buldu. Bunun için ashabi kiram muharremi hicretin baslangici olarak aldilar.” Asagida mealini sunacagimiz ayeti kerimede bir yilin on iki ay oldugu ve takip edilecek takvimde Kameri aylarin esas oldugunu belirtir: “Allahin gökleri ve yeri yarattigi günkü yazisinda Allah’a göre aylarin sayisi on ikidir. Bundan dördü haram aydir. Bu dosdogru bir nizamdir. Öyleyse o haram aylar içerisinde nefsinize zulüm etmeyiniz.” (Tevbe: 36) Bir baska ayette de Müslümanlarin islerini Kameri takvime göre yapmalarini ve takvimde Kameri sisteme uyulmasini emreder. Söyle ki: “Ey Muhammed! Sana hilal halindeki aylari sorarlar. De ki : ‘Onlar insanlara vakitlerin ve bilhassa hac zamaninin ölçüsüdür.” (Bakara: 189) Yüce Allah Müslümanlarin dini konularda Kameri takvim disinda baska bir çesit takvim kullanmayi bir anlamda yasaklar ve bunu nefse zulüm olarak ifade eder. Bu da gösteriyor ki dini meseleleri günes takvimine göre ayarlamak cahiliye kalinti ve adetlerinden baska bir sey degildir. (Mali ve siyasi islerde ise semsi veya baska takvimlerin kullanilmasinda herhangi bir sorun yoktur. Nitekim Osmanlilarda Rumi takvim kullanilmis ve âlimlerden bilinen bir itiraz yapilmamistir.) Çünkü Kur’an-i Kerim’de zamani ilgilendiren ibadi konular Kameri hesaba göre emredilmistir. Namaz, oruç, hac, bayram v.b birçok ibadet Kameri hesaba göre yapilmaktadir. Dini emirlerde bir baska takvime uymak Kur’an’da kesinlikle men edilmistir. Çünkü Islam devletinin kurulmasi ile birlikte yüce Allah yeni bir ümmet, yeni bir medeniyet, yeni bir tarih yeryüzünde insa etmek istiyordu. Çünkü bu ilk Islam toplumu kendi kurdugu kültür ve medeniyet esasi üzerinde daha sonra beseriyeti kumanda edecekti. Ve ne acidir ki Islam ülkelerinin çogu kendi halklarinin inanç ve ibadetlerini hiçe sayarak bugün batinin günes yilini esas alan miladi takvimi kullanmaktalar. Bati sevdasi iliklerine kadar islenmis olan ümmetin Bati’ilasmis idarecileri Hicri takvimi toplumun hayatindan çikarmakla basta halklarina ve daha sonra da Islam kültür ve medeniyetine ihanet etmis bulunmaktalar. Ümmet olarak Hicri takvime sahip çikmali, bu takvimin içerigini, seklini, zaman mikatini ögrenmeli ve çocuklarimiza, çevremize ögretmeliyiz. Yeni hicri yilbasi 17 Aralik 2009 tarihine denk gelmektedir. Yeni hicri yilbasinin tüm Islam âleminin kurtulusuna vesile olmasi umuduyla Allaha emanet olunuz… M.Mahmut Kilinç
3541 kere okundu.
Diğer Makaleler