CEMRE FM 98.0 | GÖNÜLLERE DÜŞEN CEMREYİZ
CEMRE FM CANLI YAYIN
Şuan CEMRE FM'de

BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
16:00   RİSALE-İ NUR PENCERESİ
11:00   EL HİDEYÊ WER RAHMÊ (YEREL ARAPÇA)
13:10   İNSAN-I KAMİL
10:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
09:00   BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)
08:00   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR (SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ)
12:00   DENGE RİSALE
14:05   HAYATTAN NOTLAR - CANLI
07:00   KISASÜRE-DUA-MESAJ
19:00   ANA HABER BÜLTENİ
20:00   GÜLÎSTANA STERKA / BAYAN SOHBETİ
21:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
22:00   NEBİLERİN İZİNDEYİZ
23:00   DENGE RİSALE - DUBARE (TEKRAR)
24:00   MEALLİ HATİM
13:00   13 ARA HABER
16:30   ŞİİR VAKTİ
21:30   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

"Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azığın en hayırlısı takvâdır." (Bakara - 197)

Hadis-i Şerif

"Allah (CC) sadece kendi rızasını kazanmak için, samimi olarak yapılan amelleri kabul eder."

[Ebu Dâvud ve Nesei] []

ANKET
 RADYOMUZUN YENİ YAYIN DÖNEMİNİ NASIL BULDUNUZ? 
 MÜKEMMEL
 ÇOK İYİ
 İYİ
 NORMAL
 DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 KÖTÜ
Diğer Anketler
Mardin Hava Durumu
MARDIN
Resulullah'a (SAV) Saygımız Ne Derecede?
Allah Teâlâ buyuruyor: "Peygamber size neyi verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan sakının. Allah'tan korkun! Hiç şüphesiz Allah, azabı çok şiddetli olandır." (Haşr, 9) Ebu Hureyre radiyallahu anh'den, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu işittiği rivayet edilmiştir: "Size bir şeyi yasakladığımda ondan uzak durun ve size bir şeyi emrettiğimde gücünüzün yettiği kadar onu yapın! Sizden önceki milletleri helake götüren şey, çok soru sormaları ve Peygamberlerine muhalefet etmeleridir." (Buhârî, Müslim) Birçok ayet-i kerimede olduğu gibi yukarıda zikredilen ayet-i kerimede de Resulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) itaat, saygı ve onun izini takip etme emredilmiştir. Ayetin sununda da Allah Teâlâ'nın şiddetli azabına dikkat çekilerek itaatin olmadığı durumda Allah'ın şiddetli azabının kaçınılmaz olacağı haber verilmiştir. Hatta bir ayeti kerimede Resulullah aleyhissalatu vesselam'a itaat Allah'a itaat olarak kabul edilmiştir: "Kim Peygambere itaat ederse hiç şüphesiz o Allah'a itaat etmiştir." (Nisa, 80) Hadis-i şerif de ayeti kerimenin minvali üzerine seyrederek Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın emir ve yasaklarına imtisalı emretmiş, muhalefetin ve gereksiz soruların helake sebebiyet teşkil ettiğini beyan etmiştir. Anlaşılan o ki Resulullah aleyhissalatu vesselam'ı seveceğimiz kadar ona gereken saygıyı da göstermemiz gerekir. İbnu Hacer rahmetullahi aleyh der ki: "Size bir şeyi yasakladığımda ondan uzak durun" cümlesindeki emir, bütün yasaklananları kapsayan genel bir emirdir. Ancak cumhurun görüşüne göre, içki içmek gibi mükellef kimseye zorla yaptırılan şeyler bundan istisna edilir. Bu konuda değişik görüşler mevcut ise de gerçek şu ki -mecbur olan kişinin ölü etini yiyebileceği meselesinde olduğu gibi- izin olmadığı müddetçe yasaklardan uzak durma emri geneldir. Fakihanî de: "Bütün yasaklananlar terk edilmedikçe yasaklardan uzak durma emrine itaat tasavvur edilemez." Demiştir. (Feth-ul Bârî) İmam Nevevi rahimehullah: "Size bir şeyi emrettiğimde gücünüzün yettiği kadar onu yapın!" cümlesi hakkında demiş ki: "Bu cümle kısa olup birçok mana ihtiva eden 'Cevami-ul kelim' sözlerden ve İslam şeriatının mühim kaidelerindendir." Zira bu hadis İslam müçtehitlerinin kendisine dayandığı ve onun vesilesi ile birçok meselede hüküm beyan ettiği bir kaidedir. (Müslim şerhi) Bu cümleden iki mana çıkmaktadır. Biri, "Size emrettiğim şeylere gereken ehemmiyeti veriniz. Onu yerine getirmek için var gücünüzle çalışın, tüm imkanlarınızı seferber ediniz." İkincisi, "Gücünüzü aşan kısımdan mesul değilsiniz, gerçekten de yapamadığınız ve gücünüzün üstünde olan emirlerden, farzlardan ve vaciplerden sorumlu değilsiniz." Hadis-i şerifin İslam alimleri tarafından kısa bir açıklamasını gördükten sonra hadisi hayatımıza yakalaştıralım. Biraz nefsimizi hesaba çekelim ve bu hadisi ne kadar uyguladığımıza bakalım. "Acaba bu hadisin neresindeyiz?" diye düşünelim. O zaman Resulullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) sevip sevmediğimiz veya ne kadar sevdiğimiz ve ne kadar ona saygı gösterdiğimiz ortaya çıkar. Malum olduğu özere 12 Rebi-ül evvel ile 20 Nisan arası günlerindeyiz. Resulullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) daha çok okuma günleri... O'nu (sallallahu aleyhi ve sellem) daha iyi anlama, daha çok hatırlama, zikretme ve anlatma günleri... Yani Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) günleri… Veya mevsimi… O'nun davasını, mesajını, sünnetini, getirdiği vahyi, yani İslam dinini daha iyi anlamaya, yaşamaya ve anlatmaya gayret gösterilmesi gereken günler… İşte geçen hadisle ilgili hayatımızda bir eksiklik bir kusur varsa telafi etmenin, yoksa sevgi ve saygıda bir adım daha ileri giderek halis bir niyetle O'na daha çok yaklaşmak, O'nun boyasıyla boyanmak ve O'nun davasına ciddi bir şekilde sarılmak için bir başlangıç yapmanın tam zamanı... Aslında bir Müslüman için her gün Resulullah'ı okuma ve hatırlama günüdür ve Müslümanlar bunu günde beş defa ezanda ve namazlarında ilan ediyorlar zaten. Ancak bu günler bir başkadır. Çünkü bu günler karanlıklar içinde yolunu şaşırmış insanlığın üstüne hak ve adalet güneşinin doğduğu günlerdir. Bu günlerin Efendimizle olan alakası daha fazladır. Özellikle zulmün isim değiştirerek her fırsatta karşımıza, adalet ve vicdan adı ile çıktığı bu zamanda Efendimize (aleyhissalatu vesselam) olan özlem ve hasret birkaç kat daha artmaktadır. Evet, vicdan ve adalet adına dörtbir yandan baskı ve zulüm görüyor Müslümanlar. Saldırılara ve baskınlara maruz kalıyor müstaz'af kesim. Ve netice olarak Allah'a yakarmalar ve halka şikâyetler... Ancak, "(Ey İnsan!) sana bir hayır dokunursa (bil ki) Allah'tandır, eğer sana bir musibet dokunursa senin nefsin(in işlediği kötülükler)dendir." (Nisa, 79) ayetini, Üstad Bediüzzama'nın (rahmetullahi aleyh): "İnsanların ayn-ı zulümleri içinde kader-i İlahî adalet eder." sözünü Ve yine Üstadın: "Başkalarına mubah olan bir şey bize haram olabilir" sözünü düşünerek; geçmiş günlerimizi, sözlerimizi ve yaptıklarımızı tahlil etmemizin zamanı gelmiş olabilir. Bunu, -hâşâ- vefakâr ve cefakâr Müslüman kardeşlerimi, -günahlara ve haramlara girdiklerini iddia ederek- töhmet altına almak için söylemiyorum. Aksine kendi nefsimden, ailemden, yakınlarımdan yola çıkarak bembeyaz ve tertemiz bir perde gibi olan İslamî şahsiyete, aslında mubah olup ya da mubah olduğunu sanarak o yüksek şahsiyete uymayan bazı söylem ve davranışlar içine girerek kendi şahsımızda gereği gibi sahip çıkmamış ve koruyamamış olabilir miyiz diye düşündüğüm için söylüyorum. Zira ehemmiyetsiz görülen bazı şeylerden veya birkaç kişinin yaptıklarından dolayı büyük bir topluluk zarar görebilir. Evet, Uhud’ta okçuların, Resulullah'ın (aleyhissalatu vesselam) tembihine uymayarak tepedeki yerlerini terk etmeleri sadece kendilerine değil bütün bir İslam ordusuna ve bizzat tembihi yapan Efendimize (aleyhissalatu vesselam) bile zarar verdiğini biliyoruz. Hem, haksız yere zindana atılıp yıllarca kaldıktan sonra rüyalarını tevil ettiği iki gençten kurtulacağını umduğuna: "Efendinin yanında beni an" diyen iffet timsali Hz. Yusuf aleyhisselam'ın, bir rivayette Peygamberlik şahsiyetine uymayan bir insana sığınma gibi bir tavır sergilediğinden birkaç yıl daha zahiren sebepsiz zindanda kaldığını da biliyoruz. Bunlar gösteriyor ki "Uğrumuzda cihad edenleri muhakkak ki yollarımıza hidayet edeceğiz. Hiç şüphesiz Allah, iyilik yapanlarla beraberdir." (Ankebut, 69) ayet-i kerimede zikredildiği gibi hak dava eden ve İslam'a hizmet yükü ile şereflenen insanlar, başıboş bırakılmazlar. Rehavete kapıldıkları an hikmet sahibi Rableri tarafından bir şekilde uyarılıp sapmamaları ve gevşememeleri sağlanır. Demek daha önce yapılan fedakârlıkların, iyiliklerin ve İslamî hizmet amaçlı faaliyetlerin sayesinde Allah-u Azimüşşan, "Her zaman dosdoğru olmak" için uyarmak istiyor olabilir. Bu nedenle; Hiçbir Müslüman şahsını ve faaliyetlerini ihmal etmemeli, basit görmemelidir. Varsa bir eksiklik gidermeli, takva yolunda bir adım daha ileri atmalıdır. Bu mübarek mevsimde ferdi ve toplumsal öyle güzel başlangıçlar gerçekleştirelim ki gaybı çok iyi bilen Allah Teâlâ nezdinde, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e olan sevgi ve saygı iddiamızda doğru olduğumuza delil olsun! Ey Vedûd Allah'ım! Bizleri Habibin Muhammed Mustafa'yı (Sallallahu aleyhi ve sellem) hakkıyla seven ve hakkıyla sayan halis kullarından eyle.
Âmîn!..
A. Kuddus Yalçın / İnzar Dergisi Mart 2011

11067 kere okundu.
Diğer Makaleler