CEMRE FM 98.0 | GÖNÜLLERE DÜŞEN CEMREYİZ
CEMRE FM CANLI YAYIN
Şuan CEMRE FM'de

BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
16:00   RİSALE-İ NUR PENCERESİ
11:00   EL HİDEYÊ WER RAHMÊ (YEREL ARAPÇA)
13:10   İNSAN-I KAMİL
10:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
09:00   BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)
08:00   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR (SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ)
12:00   DENGE RİSALE
14:05   HAYATTAN NOTLAR - CANLI
07:00   KISASÜRE-DUA-MESAJ
19:00   ANA HABER BÜLTENİ
20:00   GÜLÎSTANA STERKA / BAYAN SOHBETİ
21:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
22:00   NEBİLERİN İZİNDEYİZ
23:00   DENGE RİSALE - DUBARE (TEKRAR)
24:00   MEALLİ HATİM
13:00   13 ARA HABER
16:30   ŞİİR VAKTİ
21:30   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler. (İsra - 9)

Hadis-i Şerif

"Munafığın alemeti üçtür: Söylediği vakit yalan söyler, vaadinde durmaz ve emanete hıyanet eder."

[Ebû Hureyre (r.a)] []

ANKET
 RADYOMUZUN YENİ YAYIN DÖNEMİNİ NASIL BULDUNUZ? 
 MÜKEMMEL
 ÇOK İYİ
 İYİ
 NORMAL
 DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 KÖTÜ
Diğer Anketler
Mardin Hava Durumu
MARDIN
SEN EY BACIM!
Sen ey teslimiyeti Hz. Hacer’den miras alan Mü’mine bacım! Çağımız sana muhtaç, sana müştak, sana muntazır bir halde, gözleri ufukta seni beklemekte... Bu karanlık asrımızın ıssız, kurak ve ot bitmez çöllerine zemzem olacak İsmailleri yetiştirme görevi, zayıf omuzlarına yüklendi yine… Zayıf omuzlarına güç veren, çöllerin yalnızlığını Allah’ın varlığında dağıtan, Allah’a tevekkül ile geçici dünya metaını ahiretin alabildiğine sonsuz ve göz kamaştıran nimetlerine feda eden imanınla, Hacer gibi düşmelisin insanlık çölüne bu yüzden… Önüne her türden zorluklar, meşakkatler, sıkıntılar, mağduriyetler çıkacak İsmaillere ana olma gayretinde… Fakat sen, tıpkı Hacer gibi, Allah yolunda karşına çıkacak engellere karşın, “Allah bizi zayi etmez” teslimiyetini göstermeli, zorluk ve sıkıntı tepeleri arasında say’ini tamamlayarak imanın doruklarına ulaşmalısın yeniden… Sen ey bağlılığı Hz. Asiye’den devralan çilekeş bacım! Firavunlar güç ve kuvvetlerine bakarak ilahlığa özenseler de günümüzde, sihirle büyülenmiş gözleri senin “la ilahe illallah” haykırışın açacak bir kez daha… Mukaddes dinimizi horlayan, küçümseyen, çağdışı gören, dinimizin karşısına başka alternatifler çıkaran, dine düşmanlığı çağdaşlığın gereği gibi gören Firavun’un zavallı avenelerine, İslamiyet’in çağlar üstü bir din ve yaşam biçimi olduğunu sen göstereceksin örnek hayatınla… Yaşadığımız çağ ve toplumda, İslamiyet’in görünür yüzü sensin çünkü… Çünkü sen, varlığınla ve yaşantınla, onların unutmaya çalıştıkları ve yok ettiklerini sandıkları mukaddes değerleri, ama en önemlisi de Allah’ın varlığını ve birliğini hatırlatansın. Bundandır sana olan düşmanlıkları, kin ve buğzları… Bundandır seni toplumun dışına itmelerinin temel sebebi… Bundandır kendi çirkef yaşamlarının devamının, ancak senin yokluğunla sağlanacağına inanmaları… Varsın böyle inansın onlar ve varsın seni bedenen değil, ama toplumun dışına itmekle yok etmeye çalışsınlar… Sen de tıpkı Hz. Asiye gibi cenneti arzulayarak sana yapılanlara karşı, “…Rabbim bana kendi katında, cennette bir ev yap…”[1] diye yakar Rabbine en halisane duygularınla… Öylesine yakar ki, hem kendi katında cennette bir ev yapsın sana Rabbin, hem de gözyaşlarını bir tufan yapıp koparsın Firavun ve dostlarının başında… Sen ey İffeti Hz. Meryem’den günümüze taşıyan hayâ ve edep timsali bacım! Gör ki günümüz hayâdan utanan, iffeti ayıplayan, edebi aşağılayan insan müsveddesi hemcinslerinle dolu… Hemcinslerin, şeytanın süslü ve cazibeli gösterdiği hayatların gönüllü cariyeleri, şehvetperest çağdaşların doymak bilmez nefs sofralarının mezesi, yitirilen kadınlık onuruyla veyl deresinin yolcusudurlar bugün… İşte sen, günümüze iffet güneşi olarak doğmak zorundasın bu yüzden… Allah’ın sana emrettiği tesettürünle, tesettürünü tamamlayan hayâ ve edebinin çevreye salacağı ışığınla şeytanın karanlığa gömdüğü kadınlık onurunu diriltmelisin yeniden… Senin yaydığın hayâ ışığından rahatsız olanlar, insanlığın kurtuluş ümidi olmanı engellemek için hassas kalbinin kaldıramayacağı eza ve sıkıntılar vereceklerdir sana… Öyle ki, varisi olduğun Meryem annemiz gibi; “…keşke ben bundan önce ölmüş olsaydım da unutulup gitseydim…”[2] temennisinde bulunacaksın belki de… Ama yine de Allah’ın dinini yaşarken yaşadığın zorlukları Rabbine sunacağın bir hediye ve imanını güçlendiren bir takviye olarak görmeli, Allah’ın her an yanında olduğunu bilerek “…mahzun olma, çünkü Allah bizimle beraberdir…”[3] diye fısıldamalısın yüreğine… Tıpkı Meryem annemiz gibi adak olmalısın Allah’a, Allah’ın dinine ve Allah’ın Peygamberine… Sanki Hz. Zekeriya’nın mübarek elinde yetişen ‘güzel bir bitki’ misali açmalısın çağımızın edep ve hayâdan nasipsiz kalmış çöllerinde… Görevin ağır senin, çünkü çürümüş toplumu tedavi edecek, karanlığa gömülmüş gönülleri aydınlatacak, yolunu kaybetmişleri selamet sahillerine ulaştırmak için kılavuz görevini üstlenecek, dalalet bataklığına düşmüşlere hidayet ipini sarkıtacak İsa’lara annelik yapacak sensin yine… Sen ey şefkat ve fedakârlığı Hz. Hatice’den öğrenen, kalbi engin denizler gibi geniş, gönlü ahiret sevgisinin otağı olmuş bacım! Kendini Hatice annemizin dizinin dibinde yetişmiş, onun terbiyesinden geçmiş, kurduğu ders halkasından icazet almış gibi görmeli ve öyle bakmalısın bundan sonraki hayatına… Rızayı İlahi söz konusu olduğunda mal ve mülkün, ziynet ve takının, para ve zenginliğin, şan ve şöhretin hiçbir değeri olmadığını göstermelisin yeniden çağımızın kadınlarına… Asaleti zenginlikte, onuru mal–mülk çokluğunda, şerefi ziynet ve takılarda arayanlara, Allah’a hicret etmenin asalet, onur ve şerefinin büyüklüğünü göstermelisin yaşantınla… Kendi örnek hayatınla, Allah yolunda çalışmanın, teslimiyet ve fedakârlıkta bulunmanın erkeklere has olmadığına, isterlerse kadınların erkeklerden daha önde olabileceğine inandırmalısın hemcinslerini… Ayaklarına köstek değil, hüzünleri dağıtan şefkatli destekçileri olmalısın Allah yolunda hizmet saflarına katılmış olan eşinin, oğlunun, kardeşinin, babanın… Ve bil ki eşin, oğlun, kardeşin ve baban senin desteğinle daha bir şevkle, daha bir arzuyla, gözleri arkada kalmadan daha bir cesaretle yöneleceklerdir Allah’ın yoluna… Zorluklar karşısında yıpranan, yorulan, hüzne kapılan eşini, çocuğunu, kardeşini, babanı engin şefkatinle teselli etmeli, onlar için moral kaynağı olmalı, yaralarına müşfik ellerinle merhem çalmalısın… Bil ki, eşine vereceğin en büyük destek, Allah’a giden yolda onun inandıklarına inanman, gittiği yolda yaşayacağı zorluk, sıkıntı ve meşakkatlere katlanman, dua ve yardımının her zaman kendisiyle olduğunu hissettirmendir. Sen ey zühd ve takva sancağını Hz. Fatıma’nın elinden alıp nesiller sonrasına aktarma görevine talip olan bacım! Bu müsrif çağı israf hastalığından kurtaracak sensin, hazır mısın buna? İhtiyaç dışı harcamalarla eşlerini zor durumda bırakıp Allah’ın yolundan alıkoyan, gösteriş meraklısı, eş ve çocuklarından çok aldığı eşyalara hizmet eden günümüz kadınlarına görevlerini hatırlatmak için ayağa kalkmak zorundasın, biliyor musun bunu? Hazır mısın, kendi evinde Allah’ın dinini yaşatıp yetiştirdiğin zühd ve takva çiçeklerinin kokusunu bütün topluma yaymaya? Aile mutluluk ve saadetinin kadından başladığını unuttu insanlık, sen hazır mısın bunu yeniden hatırlatmaya? Her biri birer kıyam önderi olacak Hasanları, Hüseyinleri, Zeynepleri yetiştirip Allah’ın dinine hizmet eden serdengeçti nesiller oluşturma hizmetini canlandırmalısın yeniden… İmanî hazzın lezzetinden bihaber, İslam’ın güzelliğinin tadına varamamış, mutluluk ve saadeti başka mecralarda arayan takva yoksunu günümüz hanımlarına bir şey anlatmak kabil olur mu diye düşünmek yaraşmaz sana! Çünkü Allah’a giden yolda imanın tadına varmış biri olarak imanın paha biçilmez hazineler değerinde olduğunu, zühdünle dünyanın Ahiret karşısında hiçbir değere sahip olmadığını, takvanla her türlü günah, haram ve çirkeflikten sakınarak yaşadığın mutluluk ve saadeti göstermek zorundasın iman, takva ve zühd yoksunu çağımıza… Ve sen yaşadığın güzelliklerle Hakka çağıran bir kutup gibi Müslüman kadının nasıl olması gerektiğini, kendi örnek hayatınla haykırmalısın zamanımızın kadınlarına… Sen ey birer Hacer, Asiye, Meryem, Hatice, Fatıma olma sevdasıyla yanıp tutuşan bacım! Sevdan ulvi, görevin kutsal, hedefin mukaddestir senin! Her zamankinden daha muhtaçtır bugün insanlık sana ve her zamankinden daha bir iştiyakla bekliyor seni… Ve sen bütün örnek Müslüman kadınların iman, takva, zühd, bağlılık, fedakârlık, teslimiyet, iffet, hayâ ve edebini kuşanarak çıkmalısın seni bekleyenlerin karşısına… Ağır bir görevdir bu, söyle hazır mısın buna?!. [1] Tahrim Suresi: 11 [2] Meryem Suresi: 23 [3] Tevbe Suresi: 40 İnzardergisi - Aralık / Naşit TUTAR
42853 kere okundu.
Diğer Makaleler