CEMRE FM 98.0 | GÖNÜLLERE DÜŞEN CEMREYİZ
CEMRE FM CANLI YAYIN
Şuan CEMRE FM'de

ESMAÜL HÜSNA

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
04:00   CEVŞEN
08:00   HAYIRLI SABAHLAR (HABERLER)
10:00   CANLI İSTEK SAATİ (KÜRTÇE-TÜRKÇE)
12:00   İNSANI KAMİL
13:00   GÜNÜN İÇİNDEN HABERLER
14:00   SİYERA NEBİ (KÜRDİ)
15:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
16:00   HABER 16
16:30   ROMAN KUŞAĞI
17:00   İSTEK SAATİ (CANLI)
19:00   ANA HABER (CANLI)
20:00   BİLGİ PINARI YARIŞMA (CANLI -TÜRKÇE )
23:00   AYDINLIĞA DOĞRU (SİYER)
00:30   KUR'ANI KERİM VE YÜCE MEALİ
05:00   ESMAÜL HÜSNA
03:00   DUA VAKTİ
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

"Ey Müminler! Allah'dan korkun. Herkes yarını için gönderdiği şeye baksın." (Haşr - 18)

Hadis-i Şerif

"Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim."

[İmam Mâlik] []

ANKET
 RADYOMUZUN YENİ YAYIN DÖNEMİNİ NASIL BULDUNUZ? 
 MÜKEMMEL
 ÇOK İYİ
 İYİ
 NORMAL
 DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 KÖTÜ
Diğer Anketler
Mardin Hava Durumu
MARDIN
TEZGÂHLARI İSLAM DAİRESİ İÇİNDE İHLÂSLA ÇALIŞMAKLA BOZUN
Çalışan, bir faaliyette bulunan, tebliğ yapan, hareket halinde olan, gayret gösteren, koşan, koşuşturan, konferanslar veren, seminerler düzenleyen, vaaz ve nasihatlerde bulunan, kısacası enerjileri, ilimleri ve dilleriyle İslami sorumluluklarını yerine getirenlerin; Kitap yazan, dergi çıkaran, gazete neşreden, yani düşünce ve kalemleri vasıtasıyla insanlara ulaşarak İslami hizmette paylarına düşenleri yapanların; Kültürel, sosyal ve yardım faaliyetlerinde bulunmakla, programlar yapmakla, etkinlikler düzenlemekle, İslam’a ve Müslümanlara hizmet etmek için çalışan, çabalayan, gayret eden insanların tamamen eksiksiz olmasını bekleyemeyiz. Her insanın çalışma safhasında eksiklik ve hataları olabilir, istemeden de olsa yanlış yapabilir. Eğer çalışma alanlarında yapılanlar, söylenenler ve yazılanlar ses getiren cinsten ise, gündem oluşturuyor ve bir sonuç veriyorsa, muhakkak müspet ya da menfi bir takım tepkiler olacaktır. Tepkilerin kimisi karalama amaçlı, çalışma ve hizmetleri baltalamaya dönüktür ve bu düşmanlıktan gelir. Kimi tepkilerin sebebi çekememezlik, haset ve tahammülsüzlük olabileceği gibi, kimi tepkiler de çalışmaların daha çok fayda vermesi, daha verimli ve güzel olması amacıyla iyi niyetten gelebilir. Var olmayan ve yapılmayan şeyleri kimse konuşmaz, tartışmaz ve tepki göstermez. Bir zamanlar olmuş, konuşulmuş, tartışılmış ve sonradan yok olmuş, ya da bir zamanlar gündem oluşturmuş, ama geçmişinden bir iz, bir semere bırakmamış şeyler unutulur, gündemden düşer ve artık konuşulmaz hale gelir. Ama var olanlar, çalışanlar, yazanlar, konuşanlar, amaçları doğrultusunda koşan ve koşuşturanlar, bir program içinde bulunanlar konuşulacak, tartışılaşacak, müspet ve menfi tepkiler alacaktır. Müslümanlar var olduğu, imani ve dini konularda çalıştığı, hedeflerine ulaşma yolunda gayret gösterdiği, konuştuğu ve yazdığı her dönemde olumlu veya olumsuz tepki almışlardır. Bu her dönemde olduğu gibi bugün de olmakta ve yarın da olacaktır. İslami duruşumuz, kimliğimiz ve kişiliğimiz, olumsuz tepkilere karşı aynısıyla mukabele etmemize engeldir. Bu nedenle yapılanlardan dolayı gelecek menfi tepkilere karşı göstereceğimiz tavır, İslam dairesi içinde olmalıdır. Göstereceğimiz tepki ve vereceğimiz cevaplarda hikmetle hareket etmeli, her şeyin fayda ve zararını hesaba katarak yerli yerinde yapmalıyız. İslam’a, Müslümanlara, Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselama karşı; müşrik ve ehli kitabın tepkilerine, oyunlarına, tezgâhlarına, karalama ve ithamlarına karşı Kur’an’ın ve Hz. Peygamber’in tavır ve cevapları aynı olmamıştır. Münafıklara ve zaman zaman münafık ve kâfirlerin oyunlarına aldanıp yanlış yapan Müslümanlara da Kur’an ve Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselamın tavır ve cevapları ayrı ayrı olmuştur. Mekke’de Tevhid inancına yönelik düşmanlığa, ahiretin inkârına, vahiy ve inişi için söylenenlere, Hz. Peygamber ve peygamberliğiyle ilgili itham, şüphe ve dedikodulara karşı; aynı şekilde Medine’de peygamberlik görevi ve icraatlarıyla ilgili şüphelere, kurulan hile ve oyunlara, konuşma ve dedikoduların çoğuna direk Kur’an-ı Kerim cevap vermiştir. Resulullah aleyhisselatu vesselam da, dilleriyle saldıranların karşısına Müslüman şairlerini çıkarmış, fiili saldırıda bulunanlara veya saldırı hazırlığı içinde olanlara ise onların anlayacağı şekilde fiili karşılık vermiştir. Münafıkları nifaklarından vazgeçirmek ve Müslümanların yanlışlıklarını düzeltmek için genelde terbiye ve ıslah etme metodu kullanılmış, yanlış ve doğrunun ne olduğu gösterilerek doğruya yönlendirilmiş, ölüm ve ötesinin azabıyla korkutup ikaz edilmişlerdir. Kendimiz başta olmak üzere, İslami duyarlılığı olan, İslam ve Müslümanlar için bir gayret içinde olan Müslümanların da bugün aynı şekilde bir tavır sergilemeleri gerekmektedir. Bizler Müslümanız ve bunun gereği olarak hangi şartlar altında olursak olalım, neye mal olursa olsun, Rabbimizin ve Resul-i Ekrem aleyhisselatu vesselamın bizden istediğini yerine getireceğiz. Nasıl olmamızı ve ne yapmamızı istiyorlarsa, imkânlarımızı zorlayarak yapacağız. Müslümanlığın üzerimize yüklediği sorumluluklarımızı yerine getireceğiz ve getirmekle mükellef olduğumuzu bileceğiz. İslami sorumluluğumuz gereği bundan vazgeçemeyeceğimize göre, çıktığımız yolun tabii zorluk ve sıkıntılarına ek olarak yaptıklarımızdan ve yapacaklarımızdan dolayı, İslam’a ve Müslümanlara düşmanlığı meslek edinenlerin karalama ve ortadan kaldırmaya dönük tepkileriyle karşı karşıya geleceğiz. Bunun yanısıra bize karşı hased içinde olanların, İslam’ın ve Müslümanların yararına olan icraatlarımızı çekemeyip tahammül göstermemeleri nedeniyle ortaya koyacakları tepkilere şahid olacağız. Bir de İslami duyarlılıklarından dolayı Müslümanların zarar gördüğü veya göreceği endişesiyle hüsn-ü niyetle karşı çıkanların tepkileriyle karşılaşacağız. Bilerek İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık yapanların yok etme amaçlı söylem, yazı ve tavırlarına yapılacak birşey yoktur. Bu, onların mesleği olduğu için mutlaka yapacaklardır. Her ne yaparsak yapalım, onları ikna edemeyiz ve bu faaliyetlerinden vazgeçirtemeyiz. İslamî endişelerinden ve samimiyetlerinden kuşku duymadığımız, art niyetleri olmayan Müslümanların veya hasetten ve çekememezlikten dolayı bile olsa tepki gösteren, eleştiren, ikaz eden Müslümanların müspet-menfi tepkilerini mutlaka değerlendirelim. Olur ki, menfi olarak gördüğümüz tepkilerinde haklılık payı, istifade edilecek noktaları vardır, ya da yapılanların Müslümanlara ve İslam’a daha faydalı, güzel ve esaslı olmasına sebeb olacak şeyler vardır. Her hâlûkarda değerlendirelim, üzerinde konuşalım, muhasebesini ve müzakeresini yapalım. Bir yanlışlık, bir eksiklik, bir olumsuzluk varsa, vazgeçelim. Yanlıştan dönmeyi, faydasız ve zarar verebileceklerden vazgeçmeyi fazilet bilelim. Yaptıklarımız İslam dairesi içindeyse ve faydalıysa; bu durumda bizi ve yaptıklarımızı bilmeyen, görmeyen, yanlış anlayan veya anlamış olan samimi Müslümanlara, samimiyetlerinden kuşku duymadığımız kimselere, iyi niyetle tepki gösterenlere ulaşmaya çalışıp gereken izahatları yapalım. Hasetten ve çekememezlikten dolayı tepki gösteren Müslümanların ise yanlış yaptıklarını, tepki ve davranışların kendilerine, İslam’a ve Müslümanlara fayda vermeyeceğini anlamalarını sağlayıncaya kadar onlara karşı itinalı ve ölçülü davranalım, mesafeli olalım. Duygularının daha çok kabarmaması için onlara karşı söz, yazı ve tavırlarımızda dikkati elden bırakmayalım. Sonuç olarak; İslam dairesi içinde ihlâsla en güzel şekilde işlerimizi yapmaya devam edeceğiz, çalışmalarımızın önününü açmaya gayret göstereceğiz, İslam’a ve Müslümanlara faydalı olmaya çalışacağız. Olumsuzlukların, ithamların, karşı çıkışların, hilelerin ve düşmanlıkların önü sadece ve sadece İslam dairesi içinde, ihlâsla yürüteceğimiz kesintisiz çalışmayla alınır. En güzel tedbir ve tepki, kesintisiz ve ihlâslı çalışmakla gösterilir. Hile ve oyunları bozmak, çekişme ve tartışmaların önünü kesmek, ihlâslı çalışmayla mümkündür. Netice ve semere, İslam dairesi içinde ihlâsla ve hikmetli hareketle elde edilir. Uzun yıllardır tartışma konusu olan ve bir zülme dönüşen, son günlerde yeniden gündeme oturan başörtüsü ile ilgili ise şunu diyoruz: Herşeyimiz Allah içindir, Allah için olmalıdır, O’nun rızası ve razı olacağı hal üzere olmalıdır. Yaptığımız çalışmaların, gösterdiğimiz emek ve gayretlerin hepsi, kendimizi, ailemizi ve ulaşabildiğimiz Müslüman kardeşlerimizi ak yüzle Allah’ın huzuruna çıkarmak içindir. Dolayısıyla buluğ çağına ermiş hiçbir kızımız ve bacımızın değil saatlerce namahrem bir ortamda haram ve günah içinde olmasını, bir anının bile haram ve günah içinde geçmesini istemeyiz. Biz her işte her zaman ve her yerde olduğu gibi tesettür ve başörtüsü konusunda da bunun böyle olmasını istiyoruz. Çünkü buluğ çağına girmiş 12, 13, 14 yaşlarındaki bir kız çocuğunun sorumlulukları ile 18, 20, 25 yaşlarındaki genç bir bacının veya 35, 40, 45 ve daha üstü yaşlarındaki bir bayanın İslami sorumlulukları aynıdır. Giyiminde, bulunduğu ortamdaki hal ve hareketlerinde, diyaloglarında genç bir kızın, evli bir bayanın durumu ne ise, nelere dikkat etmesi gerekiyorsa, İslam nasıl bir sınır belirlemiş ve bu sınıra uymasını istemişse, bu durum buluğ çağına giren 12, 13, 14 yaşlarındaki kız çocukları için de aynıdır. Bu konuda hiçbir laik, kemalist, liberal ve demokrat, Müslüman bir kız çocuğa tesettür veya başka bir konuda sınır koyamaz ve çerçeve belirleyemez. Müslümanların uymaları gereken farz, vacip, müstehab, helal ve haramlar Kur’an-ı Kerim ve Peygamber aleyhisselatu vesselamın yaptıkları, söyledikleri ve ikrarlarıyla yani sünnetiyle belirlenmiştir. Aynı şekilde müçtehid İslam âlimleri de Müslümanların neyi, nasıl, ne şekilde yapacağını Kur’an ve sünnet çerçevesinde belirlemiş ve sınırını göstermişlerdir. Dolayısıyla biz başkalarının ne dediklerine değil, Kur’an, Sünnet ve İslam âlimlerinin içtihatlarına bakar, ona uyarız. Bu vesileyle tesettür konusuna da birkaç satırla değinmek istiyoruz: İslami duyarlılığı olan Müslümanlar içinde bile tesettür konusunda ne denli bir yozlaşma olduğu hepimizin, hepinizin malumudur. Bu yozlaşmanın annelerimize, eşlerimize, bacılarımıza ve çocuklarımıza sirayet etmesini ve aramızda yaygınlaşmasını istemiyoruz. Bu nedenle İslami tesettürü en güzel şekilde sağlayan çarşafın sadece kendi aramızda değil, bütün toplum içinde benimsenmesini ve kullanılmasını istiyoruz. Çarşaf yerine mantoyu tercih edenlerin ise, en geniş mantoları tercih etmesini istiyoruz. Kaç yaşında olursa olsun, buluğ çağına gelmiş çocuklarımızın ve genç kızlarımızın mutlaka en güzel şekilde tesettüre bürünmelerini istiyoruz. Henüz buluğ çağına ermemiş küçük kızlarımızın da zamanı gelince tam bir tesettüre bürünmelerini istiyoruz. Henüz buluğ için daha küçük kızlarımızın da zamanı gelince tam bir tesettüre bürünmeleri için daha küçük yaşlardan itibaren anne, abla ve büyüklerinin tavsiye ve teşvikleriyle tesettürü sevdirmelerini, tesettürü hayatlarının vazgeçilmez bir parçası yapmaları için gereken nasihatlerde bulunmalarını istiyoruz. Bu nedenle çağına gelmemiş küçük kızlarımızın giysilerinde özenle davranmalı, açık-saçık giysileri tercih etmemeli ve onları başörtüsüne alıştırmalıyız. Jinê da’wa İslamê (İslam davasının kadınları) ahlaklarıyla, fedakârlıklarıyla, amel, ihlâs ve örtüleriyle örnek olmuşlardır. Bunun çok misallerine şahid olmuşuz, görmüşüz, duymuşuz. Bugün de annelerimizin, bacılarımızın, eş ve çocuklarımızın hem kendi dönem ve yaşıtlarına, hem de kendilerinden sonra geleceklere örnek olmalarını istiyoruz. Eğer Cenab-ı Allah nasip eder ve yazarsak; eşlerimiz ve bacılarımızın tarihte yer alan en ideal Müslüman kadınlardan geri olmadıklarını ve gelecektekilere de örnek olduklarını herkes görecektir inşaallah. Cenab-ı Allah bizleri, anne-baba, eş, bacı ve çocuklarımızla birlikte razı olacağı bir hal üzere yaşatsın ve cennetlerinde hep beraber kendi huzuruna çıkarsın. Amin! Allah’a emanet olun
5931 kere okundu.
Diğer Makaleler