CEMRE FM 98.0 | GÖNÜLLERE DÜŞEN CEMREYİZ
CEMRE FM CANLI YAYIN
Şuan CEMRE FM'de

BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
16:00   RİSALE-İ NUR PENCERESİ
11:00   EL HİDEYÊ WER RAHMÊ (YEREL ARAPÇA)
13:10   İNSAN-I KAMİL
10:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
09:00   BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)
08:00   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR (SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ)
12:00   DENGE RİSALE
14:05   HAYATTAN NOTLAR - CANLI
07:00   KISASÜRE-DUA-MESAJ
19:00   ANA HABER BÜLTENİ
20:00   GÜLÎSTANA STERKA / BAYAN SOHBETİ
21:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
22:00   NEBİLERİN İZİNDEYİZ
23:00   DENGE RİSALE - DUBARE (TEKRAR)
24:00   MEALLİ HATİM
13:00   13 ARA HABER
16:30   ŞİİR VAKTİ
21:30   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

İşte bu (Kur'ân) da mübarek bir Kitap'tır. Onu biz indirdik. Ona uyun ve Allah'tan korkun ki, size rahmet edilsin. (Enam - 155)

Hadis-i Şerif

"Bir kimse (ihlas suresini kastederek) 'Ey Allah'ın Resulü, ben bu sureyi seviyorum' dedi. Resulullah (sav) 'Onu sevmen seni cennete sokacaktır' dedi."

[Tirmizi] []

ANKET
 RADYOMUZUN YENİ YAYIN DÖNEMİNİ NASIL BULDUNUZ? 
 MÜKEMMEL
 ÇOK İYİ
 İYİ
 NORMAL
 DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 KÖTÜ
Diğer Anketler
Mardin Hava Durumu
MARDIN
BİRAZ SİTEM

"Ey örtüye bürünen! Kalk da uyar. Rabbini yücelt."

"Vallahi, senin hidayetinle bir tek kişiye hidayet verilmesi, senin için kıymetli develerden müteşekkil sürülerden daha hayırlıdır."

Dergimiz yayına girdiğinden bu yana, yazılarımız aracılığıyla her ay kardeşlerimizle, okuyucularımızla beraber olmaya çalıştık. Hemen hemen bütün yazılarımızda nasıl olmamız, ne yapmamız ve nasıl hareket etmemiz gerektiğini Allah'ın izni ve yardımıyla sade ve anlaşılır bir şekilde yazdık. Prensip olarak eleştiri yapmaktan uzak durduk, yazıyla bile olsa kimseyi taciz ve tahkir etmedik. Olmak zorunda olduğumuz hali, hareketlerimizin ölçüsünü ve yapmamız gerekenleri yaparsak eksikliklerin, kusurların ve eleştirilecek yönlerin düzeleceğine inandığımız için bu üslubu kullandık.

Affınıza sığınarak, bu kez üslubumuzun dışına çıkıp biraz sitem etmek istedik. Bunun nedenini yazının içinde görecek ve gördüğünüzde siz de bu sitemimize hak vereceksiniz.

Evet; az çalışıyoruz, az okuyoruz, az ziyaret ediyoruz, az anlatıyoruz, az veriyoruz, az, az, az... Yani bir Müslüman ve bir davetçi olarak hayatımızdaki azlarımız çoktur. Her birimizin kendi mesuliyetini görmesi gerektiği halde, maalesef kendimizi mesul kabul etmiyor, mesuliyet altına girmiyor ya da girmek istemiyoruz. Bunun alameti de azlarımızın çok olmasıdır. Nefse paye vermeden ve mazeretlerin arkasına sığınmadan muhasebemizi yapıp hayatımızdaki azları düşündüğümüzde, vicdanımızın rahatsız olması gerekiyor herhalde. Sorumluluklarımız varsa ki vardır, bu sorumluluklarımızın gereği üzerine hareket edilmesi gerekiyorsa ki gerekiyor; o halde bu azları yok etmek veya en aza indirmek zorunda olduğumuzu da kabul etmeliyiz. Zira vacibin gerektirdiği şey de vaciptir. Nasıl ki namazın kılınması için abdest gerekliyse, üzerimizdeki davetçi mesuliyetini yerine getirmek için de çalışmak, emek harcamak, say ve gayret göstermek gerekmektedir.

Allah'ın kelimesini yüceltmek, Rab olarak Allah'ı, peygamber olarak Resul-i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam'ı, din olarak İslam'ı tanıtmak ve anlatmak; Allah'ı, Bir ve Tek olduğu, hüküm ve hikmet sahibi olduğu yönüyle tanıtıp anlatmak sorumluluğumuz vardır.

Müslümanlar olarak Allah'ın ve Resulü'nün emir ve nehiyleri doğrultusunda hareket etmek, Resulullah Aleyhisselatu Vesselam'ın sünnetine sarılmak, İslam çaresi içinde hareket etmek; hayatımızı, yaşantımızı, giyim-kuşamımızı, yeme-içmemizi, oturup-kalkmamızı, ilişki ve ticaretimizi, dostluk ve düşmanlığımızı İslam dairesi içinde tanzim etmek gerektiğini anlatmak, söylemek, göstermek sorumluğumuz vardır.

Allah ve Resulü'nün emredici, nehyedici, yasaklayıcı ve öğütleyici ayet ve hadislerini; Allah'a inanmanın, O'na teslim olmak olduğunu; İslam'ın bütün emir ve yasakları, helal ve haramları doğrultusunda hareket etmek gerektiğini ve bir Müslüman'ın hayatını bu çerçeveye oturtmak zorunda olduğunu anlatmak, söylemek ve göstermek sorumluluğumuz vardır.

Zulüm ve haksızlıkların, kavga ve çekişmelerin, aldatma ve kandırmaların, kısacası yaşanan bunca sıkıntıların ana sebebinin İslam'ın emirlerini çiğnemekten, İslam'a göre hareket etmemekten, İslam'dan uzaklaşmaktan, İslam'ı yanlış anlamaktan kaynaklandığını anlatmak, söylemek, açıklamak sorumluluğumuz vardır.

Ailelerin, toplumun, hatta dünyanın siyasi, sosyal ve iktisadi sıkıntı ve problemlerinin temel sebebinin, İslam'dan uzaklaşmış olmaktan ve İslam'ın emirlerine göre hareket etmemekten kaynaklandığını anlatma, söyleme ve izah etme sorumluluğumuz vardır.

Kendimiz için, insanlarımız için, halkımız için insanlara İslam'ı ulaştırma, söyleme, anlatma sorumluluğumuz vardır. Bütün bunları yapmak ve sorumluluğumuzu layıkıyla yerine getirebilmek için ne gerekiyorsa yerine getirmek, ne lazımsa yapmak üzerimize vaciptir. Bu nedenle kendimizi az çalışmaktan, az gitmekten, az anlatmaktan, az okumaktan, az vermekten kurtarmamız gerekiyor. Mesuliyet sahibi, davetçi bir Müslüman'ın hayatında bu azlar bitmelidir.

Genel itibariyle birbirimizle ya da İslam'a duyarlılığı, İslam'a ve Müslümanlara temayülü olan insanlarla muhatap olmuşuz, oluyoruz. Zaman ve vaktimizi bunlarla geçiriyor, sohbetlerimizi ve derslerimizi genelde bu çevreyle yapıyoruz. İslam'ı tanımayan, İslam'ı bilmeyen İslam'ı yaşamayan, İslam'ın emrettiği şekilde giyinmeyen, dolaşmayan, yemeyen, içmeyen, hayatını İslam'ın dışındaki bir yaşam tarzıyla tanzim eden ve bu yaşantısını tabiî bir hal kabul edenlerle haşir-neşir olmamışız, olmuyoruz. Olmuşsak bile çok az olmuşuz, çok az oluyoruz.

Bilgilere ulaşmanın bu denli kolay ve rahat olduğu böyle bir zamanda, insanlarımızın düşünce ve amellerinde çok rahat bir şekilde, hiç eziklik ve sıkıntı duymadan, utanma duygusu hissetmeden, en küçük bir korku ve çekinme emaresi göstermeden böylesine Allah'a isyan edip emirlerini çiğnemeleri, dünya ve Ahiretleri için bir felakettir. Bilerek ve isteyerek, sistemli ve programlı olarak böyle hareket edenler olsa bile, genele kıyasla bunların sayılarının az olduğu; buna karşın bu durumda olanların büyük çoğunluğunun, İslam'ı bilmedikleri, okumadıkları, İslam'dan haberdar olmadıkları, belki kendilerine ulaşıp İslam'ı anlatan birileri olmadığı için bu hale düştüğü kanaatindeyiz...

Bütün bunlar gözümüzün önünde olup bittiği, insanlarımızın dünya ve ahiretlerinin heba olduğunu gördüğümüz için mesuliyet sahibi, davetçi Müslümanlar olarak içimiz yanıyor. Bu nedenle duyarlı Müslümanların değerlendirmelerini yaptığımızda, az ziyaret ettiğimiz, az anlattığımız, az gittiğimiz, az okuduğumuz ve az verdiğimiz ortaya çıkıyor.

Aynı düşünce, aynı anlayış, aynı inanç ve bakış açısında olan kardeşlerimizin ihtiyaç ve gereğinden fazla bir beraberliği var. Zamanlarını ihtiyaçtan ve gereğinden fazla beraber geçiriyor. Birbirimize gidip gelişimiz ve birlikteliklerimiz ihtiyaç üzeri olmalıdır. Bunun için ihtiyaç ve gereklilikler varsa olsun. Yani sadece birbirimizi sevdiğimiz, birbirimizle uyumlu olup birbirimizi tasdik ettiğimiz için olmasın. Böylesi alışkanlıklarımızı terk etmeliyiz.

Aynı düşüncede, aynı anlayış ve inançta, aynı bakış açısında olan kardeşlerimiz tabi ki birbirlerini kollayacaklar, koruyacaklar, beraber olacaklar, birbirlerine hesap verip hesap alacaklar, birbirlerine itaat edecekler, birbirleri için otokontrol vazifesi görecekler. Bunlar bir program dâhilinde olsun ve yapılsın, zaten olmalıdır ve yapılmalıdır.

Bununla birlikte mutlaka İslam'a ve Müslümanlara bilerek düşmanlık yapanların ya da bilerek, inanarak ve programlı bir şekilde Allah'a isyan içinde olanların dışında herkese, ama herkese gitmeli, herkese anlatmalı, herkese İslam'ın güzelliklerini göstermeliyiz. Davetçi sorumluluğumuz ve mesuliyet bilincimiz bunu gerektiriyor.

Herkes konumuna, bilgisine, makamına, mevkisine, mesleğine ve yaşına göre İslam'dan bihaber olanlara, İslam'ı bilmeyenlere, Allah'a isyan içinde olanlara yönelip onları hakka, doğruya, güzele yani İslam'a çağıracak bir programın içine girmelidir. Hiçbirimizin konumu, mevkisi, mesleği bu insanlara gitmeye, anlatmaya, söylemeye engel olmamalıdır. Bu insanlara bir şeyler anlatmak için kapılarına gitmek, onlarla birlikte dolaşmak, onlara iltifat etmek bizi aşağılık kompleksine sokmamalı, bunu kendimiz için zillet olarak kabul etmemeliyiz. Bilakis onlara gitmemiz bizi, hem Allah katında, hem de kullarının nezdinde aziz edecektir inşaallah.

Haram ve günaha bulaşmadan onlara yanaşmalı, ev ve işyerlerine gidip ziyaret etmeli, kendileriyle dostluk kurmalı, imkânlar dâhilinde yardımcı olmalı, imkân yoksa en azından bir tebessümle bile olsa onları rahatlatmaya çalışmalıyız.

İçinde bulundukları hallerinin ve yaşadıkları gayri İslamî hayatın dünyalarını nasıl harap ettiğini, amellerinin cehennemlik olmasından dolayı Ahiret hayatlarını da heba ettiğini kendilerine yüzlerce örnekle anlatabiliriz.

Onları haram ve günaha bulaştıranların, gayri İslamî bir hayata davet edenlerin, Allah'a ve O'nun Resulü'ne isyan etmeye çağıranların aslında kendilerini cehenneme davet ettiklerini, Allah'ın gazabına çağırdıklarını ve kendilerini sonsuz bir hayatta bitmeyecek azap ve cezalara doğru sürüklediklerini anlatmalıyız.

Kısacası bir Müslüman'ın nasıl olması gerektiğini anlatmalıyız. Böylesi insanlara gittiğimizde, pek tabii olarak bazı sıkıntılarla karşılaşabiliriz. Peygamber Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam başta olmak üzere, Allah'a ve İslam'a davet edenlerin bu uğurda başlarına gelenlerin benzerleriyle karşılaşabiliriz. Böyle olsa bile, Müslüman bir davetçi için bunlardan çekinmek ve bu yüzden geri durmak olmamalıdır. Bize yakışan, Resulullah Aleyhisselatu Vesselam ve sahabeleri başta olmak üzere bütün davetçi Müslümanların bıkmadan, eziklik hissetmeden, yorulmadan, sıkılmadan yaptıkları gibi, gittikleri gibi, anlattıkları gibi yapmaktır.

Üzerimizdeki hantallığı atıp mazeretlerimizin arkasına sığınmaktan vazgeçtiğimizde, mutlaka bu gayretin neticesinde, başta en yakınlarımızda olmak üzere, toplumumuzun tümünde değişikliklerin olduğunu göreceğiz. Cenab-ı Allah hiç kimsenin samimi ve ihlâslı gayretlerini heba etmez. Karşılığını hem dünyada hem de ahirette verir inşaallah.

Cenab-ı Allah hepimize davetçi bir Müslüman olmanın sorumluluğu ve bilinciyle hareket etmeyi nasip etsin. Her birimizin vesilesiyle hidayete gelen ve bu sayede dünyalarını güzelleştirip Ahiretlerini kurtaran insanların sayısını çoğaltsın ve bizi hidayete vesile olanlara verilen mükâfatlarla mükâfatlandırsın. Âmin!

İnzar Dergisi (Şubat başyazı)


82945 kere okundu.
Diğer Makaleler