CEMRE FM 98.0 | GÖNÜLLERE DÜŞEN CEMREYİZ
CEMRE FM CANLI YAYIN
Şuan CEMRE FM'de

ESMAÜL HÜSNA

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
04:00   CEVŞEN
08:00   HAYIRLI SABAHLAR (HABERLER)
10:00   CANLI İSTEK SAATİ (KÜRTÇE-TÜRKÇE)
12:00   İNSANI KAMİL
13:00   GÜNÜN İÇİNDEN HABERLER
14:00   SİYERA NEBİ (KÜRDİ)
15:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
16:00   HABER 16
16:30   ROMAN KUŞAĞI
17:00   İSTEK SAATİ (CANLI)
19:00   ANA HABER (CANLI)
20:00   BİLGİ PINARI YARIŞMA (CANLI -TÜRKÇE )
23:00   AYDINLIĞA DOĞRU (SİYER)
00:30   KUR'ANI KERİM VE YÜCE MEALİ
05:00   ESMAÜL HÜSNA
03:00   DUA VAKTİ
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

"Muhakkak, her zorlukla beraber bir kolaylık vardır." (İnşirâh - 6)

Hadis-i Şerif

"Kişinin mâlâyâni şeyleri terki, İslâm'ının güzelliğinden ileri gelir."

[Tirmizi] []

ANKET
 RADYOMUZUN YENİ YAYIN DÖNEMİNİ NASIL BULDUNUZ? 
 MÜKEMMEL
 ÇOK İYİ
 İYİ
 NORMAL
 DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 KÖTÜ
Diğer Anketler
Mardin Hava Durumu
MARDIN
Bütün yaptıklarımız, Endişelerimizdendir.

“Rabbin, onların işlerinin karşılığını elbette tamamen verecektir. O, şüphesiz, onların yaptıklarını bilir.”

“Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.”

“Medine’de kalan öyleleri var ki, kat etiğiniz her mesafe ve geçtiğiniz her vadide ayrıca sizinle berabermiş gibi sevabınıza eksiksiz ortak oluyorlar. Bunlar, özürleri sebebiyle orada kalanlardır.”

Endişelerimizin tamamı, kendimiz ve ehlimizle beraber bütün mü’min ve Müslüman kardeşlerimiz içindir. Ölüm ötesi hayata yani kabir hayatına, mahşere, mizana, cennet nimetlerine ve cehennem azabına inandığımız için kendimizin, ailemizin ve kardeşlerimizin sonunu düşünüyor ve ahiret hayatında azaptan kurtulmuş bir halde Allah’ın rızasına erenlerden olmayı istiyoruz.

İman ve İslam bağlarıyla kardeş olduğumuz için birbirimize karşı duyarsız ve lakayt kalamayız. Biz, bütün kardeşlerimize hem dünyada, hem de ahirette iyilik, güzellik ve hayır içindeki bir mutluluk istiyoruz. Mü’min ve Müslüman kardeşlerimiz için kabirlerin cennet bahçelerinden bir bahçeye dönüşmesini, mahşerde ise peygamberler, sıdıklar, şehitler, salihler ve örnek liderlerin sancakları altında toplanmalarını, kitaplarının sağ taraflarından verilmesini, mizanda hayır kefesinin ağır basmasını ve sırattan şimşek hızıyla geçmelerini diliyor ve buna vesile olacak düşünce ve amel içinde olmalarını istiyoruz.

Bunun içindir ki, birbirimizi unutmuyor ve ısrarla vazgeçmiyoruz. Her zaman birbirimizi güzel ve faydalı amel içinde görmek istiyoruz. İmanımıza, ahiretimize, dinimize, Müslüman kardeşlerimize ve davamıza faydalı bir iş yapmak istediğimizde, tüm kardeşlerimizin işin içinde olmalarını ve bu hayırdan nasiplenmelerini bekliyor ve herkesin imkânları ölçüsünde bir yönüyle katkıda bulunmalarını arzuluyoruz.

İstiyoruz ki; herhangi bir kardeşimiz ciddi bir mazeret ve imkânsızlıktan dolayı hayırlı bir işe koşturamadığı, hayırlı bir hizmete atılamadığı, bir sorumluluk yüklenemediği ve bir katkı sağlayamadığı zaman bundan vicdanen rahatsız olsun, ruhu sıkılsın ve gözyaşları içinde Rabbinden kendisine imkân vermesini dilesin.

İmkân sahibi olup da sıhhati yerinde olanların ise, ferdi sorumluluklarını yerine getirdikleri ve hizmet yarışında yerlerini alabildikleri için şükretmelerini istiyoruz. Bunun yanı sıra imkân sahibi kardeşlerimizin, imkânı olmayanlara yardımcı olmalarını, bu sayede diğer kardeşlerinin de hayırlı işlerin içine girmelerine vesile olmalarını istiyor ve bekliyoruz.

Böylece geçerli mazeretleri olan ve imkânsızlıklarından dolayı hizmet edemeyip içinde bulunduğu yapıya katkı sağlayamayanlar; mazeretlerinin Allah katında ve kardeşleri nezdinde kabul olunduğunu bilecek ve imkânsızlığın verdiği geri kalmışlıktan dolayı olumsuz düşünceler içine girmekten kurtulacaklardır. Bu kardeşlerimiz, hizmet aşkıyla yanıp tutuştuklarından dolayı, bir faaliyet içinde olmasalar dahi, hizmet yapanların sevabı kadar sevaba nail olacaklardır. İmkânı olanlar ise, zaten bilfiil hizmet ettiklerinden dolayı kazandıkları ve kazanacakları sevaplarla beraber, başkalarının da hizmet etmesine imkân sağladıkları için onların kazandıkları hayır ve sevap kadar sevap kazanmış olurlar.

Bunları bildiğimiz ve inandığımız için sevdiklerimizi ve kardeşlerimizi hayırlı amellere teşvik etmek, onları hayırlı faaliyetlerin içinde görmek ve hayırlı işlere katkıda bulunmalarına vesile olmak için bire bir kendilerine gidiyor, gittiğimizde dilimiz döndüğünce söylüyor, ulaşma imkânına sahip olmadıklarımız için de yazıyoruz. “Olmadı, olmuyor” şeklinde bıkkınlık göstermiyor veya “Kabul etmiyorlar. Artık gitmeye ve söylemeye yüzümüz tutmuyor” deyip vazgeçmiyoruz. Bilakis gidiyoruz ve gitmeye devam edeceğiz İnşaallah.

Tüm kardeşlerimiz Tebük Seferi’ni ve bu seferden geri kalan sahabelerden Ka’b b. Malik’in hikâyesini biliyor. Yolun uzun, mevsimin sıcak, meyvelerin olgunlaştığı ve hasadın toplanma zamanına geldiği için Resulullah Aleyhisselatu Vesselam, âdeti olmadığı halde, seferin nereye olacağını önceden haber vermişti.

Bu zorlu sefere herkesin katılmasını ve katkıda bulunmasını isteyen Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın çağrısı üzerine herkes kendi imkânı dâhilinde yardıma koştu. Yapılan rivayetlerde; kadınların süs eşyalarını bağışladığı, fakirlerin ellerinde bulunanları infak için getirdiği, Hz. Ebu Bekir’in malının tamamını verdiği, Hz. Ömer’in malının yarısını Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın önüne bıraktığı, Hz. Osman’ın ise on bin kadar askeri techiz ettiği ifade edilmektedir.

Bazı münafıkların haricinde, hasta bazı Müslümanlarla beraber çok az sayıda samimi Müslüman’ın dışında tüm sahabeler, her türlü gayreti göstererek bu zorlu sefere katıldılar. Tebük’e varıldığında, Resulullah Aleyhisselatu Vesselam ashabın arasında otururken, ordu içinde bulunan on binlerce sahabeye rağmen, gözleri Ka’b b. Malik’i aramış ve “Ka’b b. Malik ne yaptı?” diye sorup durumunu öğrenmek istemiştir. Ashab, Ka’b hakkında tartışırken, Peygamber Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam sadece sükût etmiş, tartışmalarına müdahil olmamıştır. Resulullah Aleyhisselatu Vesselam, Ka’b Radıyallahu Anh’ın bu meşakkatli ancak hayrı ve sevabı çok olan seferden geri kalmasını istemiyordu. Zira Ka’b, Akabe biatine katılan, Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın çıktığı bütün seferlere iştirak eden ve hiçbir seferden geri kalmayan bir sahabeydi.

Bu nedenle Resulullah Aleyhisselatu Vesselam Ka’b b. Malik’i seviyor ve onun da sefere çıkan ashabı içinde olmasını istiyor ve yanında bulunmasını arzuluyordu.
Sefer dönüşü Medine’de Ka’b ile karşılaşınca, öfkeli birinin tebessümüyle sadece sefere niçin katılmadığını sormuş, durumunu kendisi izah edip mazeretsiz olduğunu beyan edinceye ve Allah tarafından kendisine yaptırım uygulanıncaya kadar başka bir tavır içine girmemiştir. Sonuçta Müslüman toplumdan dışlanacak kadar ağır bir cezaya çarptırılan, ancak bu ağır imtihanı tövbe gözyaşlarıyla atlatan Ka’b b. Malik’in Allah tarafından bağışlandığı haberini alan Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın yüzünün ay parçası gibi parladığı, sevincinin yüzünden okunduğu rivayet edilmektedir.

Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ı kendine örnek edinip rehber kabul eden bizler de onun yaptığı gibi sevdiklerimizi ve Müslüman kardeşlerimizi hayırlı işlerin içinde görmek istiyoruz.

Resul–i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam, sevdiklerinin yanı sıra kendisine hakaret eden, taşlayan, yaralayan, kendisini yurdundan çıkaran, kendisiyle savaşan ve hatta amcasını şehid edenlerin de hidayet bulmalarını, imanla şereflenmelerini ve İslam’ın hükümlerine teslim olmalarını istiyordu. Onların hidayeti için yaptığı kavli dualarla yetinmeyip her şeye rağmen bizzat kendilerine giderek İslam’ı tebliğ ediyor ve onları İslam’a davet ediyordu. Her ne kadar İslam’a ve Müslümanlara zarar veren, zarar vermek isteyen, İslam’a ve Müslümanlara hakaret edip davanın önüne engel olan ya da tavır ve davranışlarıyla engel olmak isteyenlerin zararlarını bertaraf etmek, İslam’ı ve Müslümanları korumak ve önlerindeki engelleri kaldırmak için savaşmış, esir almış ve düşmanlıkta ileri giden bazı liderlerin öldürülmelerini emretmiş olsa bile, Resulullah Aleyhisselatu Vesselam, hayatını insanların hidayetine adamıştır.

Karşılığında hiç kimseden hiçbir menfaat beklemeden, başta Peygamber Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam ile diğer tüm Peygamberlerin yaptıkları gibi, bizler de inşaallah sıkılmadan, yorulmadan, hiçbir engel tanımadan sadece Rabbimizi razı edip O’nun emirlerini yerine getirmek için kendimiz, aile fertlerimiz, sevdiklerimiz ve Müslüman halkımız için endişe içinde olacağız ve endişe duyacağız. Aynı zamanda duyduğumuz endişelerimizin gereğini imkânlarımız dâhilinde ısrarla yerine getireceğiz. Kendileri için endişe duyduğumuz akrabalarımızın, yakınlarımızın, tanıdık ve dostlarımızın hidayete ermeleri için çalıştığımızı, hayırlı işlerin içinde bulunmalarını canı gönülden istediğimizi, ahiret kurtuluşlarını düşünüp bu yolda gayret gösterdiğimizi anlatacağız, yazacağız ve göstereceğiz İnşaallah.

Rabbim! Güçsüzlüğümüze merhamet et. İşlerimizi bize kolaylaştır. Bizi aziz kıl ve bize yücelik ver. Âmin!
Allah’a emanet olun!

İnzar Dergisi - Ekim Ayı  Başyazı


12478 kere okundu.
Diğer Makaleler