CEMRE FM 98.0 | GÖNÜLLERE DÜŞEN CEMREYİZ
CEMRE FM CANLI YAYIN
Şuan CEMRE FM'de

İLAHİ / EZGİ / ŞİİR

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
16:00   RİSALE-İ NUR PENCERESİ
11:00   EL HİDEYÊ WER RAHMÊ (YEREL ARAPÇA)
13:10   İNSAN-I KAMİL
10:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
09:00   BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)
08:00   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR (SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ)
12:00   DENGE RİSALE
14:05   HAYATTAN NOTLAR - CANLI
07:00   KISASÜRE-DUA-MESAJ
19:00   ANA HABER BÜLTENİ
20:00   GÜLÎSTANA STERKA / BAYAN SOHBETİ
21:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
22:00   NEBİLERİN İZİNDEYİZ
23:00   DENGE RİSALE - DUBARE (TEKRAR)
24:00   MEALLİ HATİM
13:00   13 ARA HABER
16:30   ŞİİR VAKTİ
21:30   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

"Ey Müminler! Hep birlikte Allah'a tevbe edin ki, kurtuluşa eresiniz." (Nur - 31)

Hadis-i Şerif

Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e:
- Bir kimse, bir hayır yapar da halk bu sebeple onu överse, buna ne buyurursunuz? dediler. O da:
- "Bu, mü'min için peşin bir müjdedir" buyurdu.
Müslim, Birr 166. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 25
[]

ANKET
 RADYOMUZUN YENİ YAYIN DÖNEMİNİ NASIL BULDUNUZ? 
 MÜKEMMEL
 ÇOK İYİ
 İYİ
 NORMAL
 DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 KÖTÜ
Diğer Anketler
Mardin Hava Durumu
MARDIN
TEHLİKE VE TEZGÂHLARI BOŞA ÇIKARIN

Cenab–ı Allah Kur’an-ı Kerim’de, Resulullah aleyhissalatu vesselam ise sünnetiyle helal ve haramın sınırlarını belirlemiştir. Dolayısıyla bu noktada hiç kimseye tasarruf hakkı yoktur ve tasarruf hakkı verilmemiştir. Herhangi bir konuda veya bir meselede; beşeri sistemlerdeki yasalar ve hayat şartları zorlasa da, bunun için birtakım sıkıntılarla karşı karşıya gelinse de, birtakım maddî çıkarlar veya makam ve mevki elden gitse de Allah’ın yapılmasını istediklerini yapmak ve sakındırdığı şeylerden ise kaçınmak zorundayız. Yani uyumlu olma, hoş görünme, hoşgörülü olma, hatta İslam’a hizmet pahasına bile olsa, helal–haram sınırlarını kimse çiğneyemez. Hiç kimse birtakım hesaplarla ve takiyecilik içgüdüsüyle geçici olarak bile olsa, belirlenen sınırları aşmayı tavsiye edemez. Ederse veya etmişse, ihanetten değilse, muhakkak cehalettendir.


Bizler, bu anlayış ve inançla aşağı yukarı altı yıla yakındır yazılarımızda; zaman zaman karşılaştığımızda sohbetlerimizde, ya da seminer ve konferanslarımızda doğrularımızı yazdık, doğrularımızı söyledik, doğrularımızı hatırlatarak bu doğrultuda tavsiyelerde bulunduk. Müslümanlar olarak vazgeçemeyeceklerimizi ve yapamayacaklarımızı yazıp söyledik. Tüm bunları; helâl–haram sınırlarını aşmamak şartıyla, kardeşlerimizin ve okuyucularımızın imkânlarını, kabiliyetlerini ve şartlarını göz önüne getirerek yazdık ve söyledik. Gerçekleri ortaya koyarken, mümkün mertebe kardeşlerimizi sıkıntıya sokacak bir şey istemedik, yazmadık ve söylemedik.


Bu ölçülü ve mütevazı duruşa rağmen kardeşlerimizin ve okuyucularımızın İslamî duyarlılıklarından ve İslamî hizmetin gelişiminden rahatsız olanların, söz konusu duruşumuzu kaldıramadıklarını ve kaldırmadıklarını görüyoruz, müşahede ediyoruz. Bu nedenle sırf bizleri ve okuyucularımızı zor duruma sokmak isteyenlerin yalan, iftira, taciz, tahkir ve tezatlarıyla karşı karşıya kaldık, kalıyoruz.


Anlaşıldığı ve görüldüğü kadarıyla, Allah’ın hâkim, âdil ve her şeye kadir olduğunu hesaplamadan, bizim ve sizin önünüzü keserek hepimizi zor durumda bırakmayı amaçlıyorlar.


Dünyada rahatlığın olmadığına iman etmişiz. Bunun yanı sıra Resulullah aleyhissalatu vesselam’ı sevmenin bir bedeli olduğuna, Onun dinine ve davasına sahip çıkmanın ise göğsü bela ve musibet oklarına hedef yapmak olduğuna inanıyoruz. Böyle olduğu halde İslamî sorumluluklarımızı ve İslamî hizmette üzerimize düşen görevlerimizi sıkıntısız bir şekilde yerine getirmek istiyoruz. Ancak vazifelerimizi yerine getirirken karşılaşacağımız zorluk ve sıkıntılar karşısında, bedel ödeme pahasına bile olsa, ölüm ve ötesini düşünerek Allah ve Resulü’nü razı etmek için helâl–harama riayet edecek ve vazgeçmezlerimizden taviz vermeyeceğiz. Bu doğrultuda uyanık olacağız, duyarlı olacağız, ferasetimizle bize hile ve oyun kuranların tezgâhlarını boşa çıkarmaya çalışacağız inşaallah.


Geçmişte İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık yapanlar, düşmanlıklarından fayda görmediler. Kirli tezgâhlar kurup Müslümanları zora sokanlar ya da bir takım iftira ve yalanlarla Müslümanlara sıkıntı yaşatanlar, Rabbimizin Adil sıfatının tecellisiyle, şimdi benzer sıkıntılarla karşı karşıyadırlar.


Cenab–ı Allah hiç kimsenin ahını kimseye bırakmaz. Bugün İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık yapanlar, düşmanlıklarından fayda görmeyecekler; inşaallah–u Teâlâ oyun ve tezgâh kuranların da, oyun, hile, desise ve tuzakları kendi aleyhlerine dönecektir.


Geçmişte kardeşlerimizin mürtetlerin saldırılarından korunmaları ve diğer şer güçlerin zararlarına uğramamaları veya saldırıların zararlarını asgarîye indirmek için bazı tavsiye ve nasihatlerde bulunuyorduk. Bu doğrultuda nerede ne yapacaklarını, herhangi bir durum karşısında nasıl davranacaklarını, neye dikkat etmeleri gerektiğini, nasıl kalkıp oturacaklarını; çıkışlarında, gidiş ve gelişlerinde ya da yolculuklarında dikkat edecekleri hususları, kısacası her durum için neler anlatılması gerekiyorduysa tek tek, üstüne basa basa, ısrarla anlatıyorduk, söylüyorduk, tavsiye ediyorduk.


Bugün tehlike ve tezgâhın şekli değiştiği için birkaç noktada duyarlı olmanızı isteyeceğiz. Yazdıklarımız; hayal türünden olan şeyler değildir. Bazı okuyucularımızın bizzat yaşadıkları, karşılaştıkları, dolayısıyla yaşanmış olan şeyleri yazıyoruz. Yani anlattıklarımız; tahmin edilen, zannedilen veya plân düzeyinde kalan şeyler değildir.
Telefonunuzdan, bilgisayarınızdan, internet bağlantınızdan veya evinizdeki, büronuzdaki dernek ve vakıflarınızdaki dağınıklıktan, kontrolsüzlükten, giren ve çıkan ellerin belirsizliğinden zarar görmemelisiniz. Bu alanlarda, sizi sıkıntıya sokmak isteyenlerin ellerine malzeme olarak kullanılmaya müsait şeyler vermemeye itina göstermelisiniz.


Aleyhinize tuzak kurmak isteyenler, sizin haberiniz olmadan sizin hattınıza girip sizinle konuşulmuş veya sanki kendiniz konuşmuşsunuz gibi kayıtlara istedikleri şeyleri geçebiliyorlar. Ya da siz çocuğunuzla konuşurken, konuşmanın bir yerinde “öptüm” diyorsunuz. Konuşmanızı kayıt altına alanlar, sonradan konuşmanın önünden ve arkasından istedikleri yeri kesip ihtiyaç hissettiklerinde, sizin karşınıza dökümünü çıkararak X adında bir bayan ile konuşmuşsunuz gibi gösterebilir ve sanki ona hitaben “öptüm” dediğinizi iddia edebilirler. “Bu kimdir?” sorusuyla karşı karşıya gelebilirsiniz. Telefonun sahibi bir bacınız, bir kızınız veya eşinizse, bu yöntemle sizi daha zor duruma sokup şantaj yaparak tehlikeli noktalara götürebilirler.



–Her aile ferdinin ayrı ayrı telefonu olmasın.
–Babanızla, annenizle, kardeşlerinizle, eşinizle, erkek–kadın mahremlerinizle konuştuğunuz zaman bile ne konuştuğunuzu bilerek konuşun.

–Yarın konuştuklarınıza çıkartma ve eklemelerin yapılıp bambaşka ifade ve manalarla karşınıza çıkabileceklerinin hesabını yaparak gerekli, lüzumlu ve ihtiyaç olan konuşmaların dışında gereksiz uzatma ve konulara girmemelisiniz.

–Herkesin şunu iyice bilmesi gerekir ki; cebinde cep telefonu taşıyan, düşmanını cebinde taşıyor demektir. Elbette telefonun faydalarını göz ardı etmiyoruz. Ancak bu yazı telefonun yararlarını belirtmek için değildir. Zararlarını bilerek kullanmalıyız.

–Cebinde telefon taşıyan herkesin nereye gittiğini, neler konuştuğunu tespit etmek son derece kolaydır. Genel olarak her nerede olursa olsun, ağzımızdan bizi zor duruma düşürecek hiçbir şeyi konuşmamak bizde ahlak halini almalıdır.
–Cep telefonunun bilhassa yatak odasında ve oturma, misafir odasında kesinlikle bulundurulmaması gerekir.
–Benzer şekilde internet kullanırken gördüğünüz, ancak bilgisayarınıza indirdiğinizde sizi sıkıntıya sokacak veya bazı sıkıntılarla karşı karşıya getirebilecek yazı ve görüntüleri indirmeyin. Okunmasında veya izlenmesinde fayda gördüğünüz bir konu varsa, makine üzerinde istifade etmeniz daha doğru olur.

–İnternet kullanıcıları biliyorlar ki, bir konu aradıkları zaman aniden bazı görüntüler ekrana çıkabiliyor. Gayri ihtiyarî iradenin dışında ekrana çıkan her görüntü, otomatikman harddiske de kopyalanıyor. Bir müddet sonra “Bunlar ne görüntülerdir?” şeklindeki bir sorguya muhatap olma ihtimaliniz vardır. “Bunlarla ne işin vardı?” sorgusunun yanı sıra, bilgisayarınıza haberiniz olmadan yerleşen görüntüler, bazıları tarafından haber kanallarına servis edilebiliyor ve böylece kendilerine göre muhataplarını zor duruma sokabiliyorlar.

–Bu nedenle internet kullanımı ve tedbirleriyle alâkalı, yazdıklarımıza dikkat edilmesini istiyoruz.
–Hayali ihbar mektuplarıyla her an evinize, işyerinize ve büronuza baskın ve operasyonlar yapılabilir. Devlet komplo kurduğunda, tedbirini almanın mümkün olmayacağını bilmekle beraber, tedbir olarak şunu yapabilirsiniz: Kasetlerinizi, CD’lerinizi, kitaplarınızı veya dolap ve masalarınızın çekmece ve gözlerini sürekli kontrol edin, her birinin listeleri olsun. Her işte olduğu gibi bu işte de düzenli ve tertipli olmayan, sağında solunda dağınıklık, keşmekeşlik olan zarar görür.


–İşyerinizin içinde de dışında da mutlaka güvenlik kamerası bulundurun ve bir hafta geçmeden görüntüleri silmeyin.


Yazdıklarımız, herkese yapılmayabilir. Kendini bir davetçi olarak gören, zamanında davası için hizmet eden, bu uğurda bedel ödeyen ve halen de duyarlılığını ve hizmetini devam etmek isteyenler her zaman komplolarla karşı karşıya kalabileceklerinin hesabını yapmalı, bu bilinçle hareket etmeli ve buna göre davranmalıdırlar.


ÜMMETİN AY’INA DAİR:
“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.”



“Allah’ım, bizi Ramazan’a kavuştur.”
Geçmişte Ramazan öncesinde yazdığımız, yine bazı kardeşlerimizin yazdıkları ve yazacakları gibi Ramazan Ayının faziletini, yapılan ibadetlerin sevabını ve makbuliyetini yazmayacağız. Kur’an ayı diye bilinen bu mübarek ayda bol bol Kur’an okumanın, camiye yönelip toplu mukabelelere katılmanın, Ramazan Ayı boyunca gündüzleri oruca ek olarak birtakım iyilik ve hayırlarda bulunmanın, gecelerini de ibadetlerle ihya etmenin ne büyük sevaplara vesile olduğu bütün kardeşlerimizin malumudur. İçine dâhil olmakla şerefleneceğimiz bu mübarek ayın her anının ibadet hükmüne geçmesi için bütün kardeşlerimiz ve okuyucularımız; iftar açtırmanın maddi ve manevi bereketini, muhtaçlara yardımcı olmanın faziletini, sadaka vermenin sevabını; mazlum, mağdur ve hasta Müslümanları ziyaret edip yardımcı olmanın güzelliklerini bizzat yaşadıkları için biliyorlar. Seher vakitlerinde, iftar anında, Kadir Gecesi’nde ve farz namazlardan sonra yapılan duaların reddedilmediğini bilmeyen kardeşlerimiz yoktur. Bu nedenle yukarıda değindiğimiz ibadet ve iyiliklerin tek tek fayda ve faziletlerini, dünya ve ahiretteki kazançlarını ve bu ibadet ve iyiliklerin nasıl yapılması gerektiğini yazmayacağız.



Bütün kardeşlerimizin yukarıda anlatılanları ve daha fazlasını gereği gibi yapma gayreti içine gireceğine inanıyoruz.
Zira siz, Peygamber Sevdalılarısınız ve Peygamber Sevdalıları olarak biliniyorsunuz. Bu nedenle Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’ın yaptıklarını, tavsiye ettiklerini ve söylediklerini hayatınızda göstermek zorundasınız.
Siz; Allah’ın dinini ve davasını öğrenmek, yaşamak ve yaşatmak için bir bedel ödemişsiniz. Ödediğiniz bedeller ve yaptığınız hizmetlerle toplumda ve çevrenizde farklı bir konuma sahipsiniz. Sahip olduğunuz özellikler ve size biçilen konum sebebiyle, diğer insanlardan farklı gözüküyorsunuz. Bu farklılığınızdan dolayı; başta aile ve çocuklarınız olmak üzere, yakın ve uzak çevreniz, kendilerini size göre şekillendireceklerdir.



Kendinizi biliyorsunuz, davanızı biliyorsunuz. İslam âleminde yaşanan sıkıntıları ve sıkıntıların nasıl bertaraf edileceğini biliyorsunuz.


Şeytan ve dostlarının yaptıklarını, İslam’a ve Müslümanlara yönelik plan ve programlarını biliyorsunuz. Bütün bu planlara ve yapılanlara karşı kendinizi, ailenizi, çocuklarınızı, çevrenizi ve Dininizi korumak zorunda olduğunuzu, bu doğrultuda yapılması gerekenleri ve nasıl bir tavır, davranış ve hareket tarzı geliştirilmesi gerektiğini biliyorsunuz.


Etrafınızı saran fitne ve fesadın sebebini, haram ve günahların kaynaklarını, insanlarımızın bu çirkeflik kaynağına nasıl daldıklarını veya daldırıldıklarını, bütün bunların önüne geçerek engellemek ve insanları düştükleri gayri İslamî çukurlardan kurtarmak için de neler yapılması gerektiğini biliyorsunuz.


Okuyucularımız ve kardeşlerimiz bütün bunları ve daha fazlasını bildikleri, inandıkları ve bu doğrultuda kendi güçleri nispetince birtakım hizmetlerde bulundukları için bu ayı nasıl geçirmeleri gerekiyorsa, öyle geçirmelerini; ne yapmaları isteniyorsa, öyle yapmalarını; kendilerinden ne bekleniyor ve umuluyorsa, beklenti ve ümitlere cevap verecek şekilde hareket etmelerini, kısacası kendilerine yakışanı yapmalarını istiyoruz.


Ramazan Ayı’na henüz yirmi gün kadar bir zaman var. Bu müddet zarfında Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’ın bu ayı nasıl geçirdiğini, bu mübarek ayda neler yaptığını, Ramazan Ayının ihyası konusundaki tavsiyelerini, aynı şekilde Eshab–ı Güzin’in bu ayı nasıl geçirdiklerini ve bu ayı nasıl değerlendirdiklerini araştıralım. Yine bütün bunlara ek olarak da, bir ilmihal kitabından en azından oruçla ilgili kısmı okuyalım. Bu konudaki bilgilerimizi tazeleyelim ve eksikliklerimizi giderelim.
Sadece Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam ve ashabının bu ayda yaptıklarını yapacak ve bu ayı değerlendirdikleri gibi değerlendirmeye çalışacağız. Bu, kardeşlerimizden istediğimiz bir şeydir.


Cenab–ı Allah’ın kendilerinden razı olduğu, ibadet ve dualarını kabul ettiği, rahmetini ve mağfiretini üzerlerine yağdırdığı kullardan ve topluluklardan olmaya vesile olacak; taat, ibadet, hayır ve hasenatla dolu bir Ramazan Ayı geçirmenizi istiyoruz.


İnanıyoruz ki; her şeyimize rağmen, yani kusurlarımıza, eksikliklerimize, hatalarımıza rağmen kendimize geldiğimizde ve kendimizi silkelediğimizde, hayatımızda çok şeyin değişeceğini, çok güzel şeylerin bizi beklediğini müşahede edeceğiz. Eğer bu mübarek Ayı Resulullah Aleyhisselatu Vesselam ve Onun ashabının geçirdiği şekilde geçirirsek, Ramazan sonrasına daha donanımlı, daha eğitimli, daha hazırlıklı bir şekilde gireceğiz. Böylelikle hayatımızda, yaşantımızda ulaşmak istediğimiz hedeflerimizde çok müspet şeyler göreceğiz inşaallah.


Ramazan Ayı’nı Peygamber Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam ile ashabını örnek alarak geçirdiğimizde, inşaallah insanlar da bundan etkilenecek ve bu sayede çevremizde çok kişinin hayatının değişmesine, İslam’dan ve Müslümanlardan yana bir amel, tavır ve davranış içine girmelerine vesile olacağız. Bu, dünyada göreceğimiz bir sonuç ve semeredir. Ahiretteki semere ve mükâfatları ise sayılamayacak kadar çoktur.


Rabbimiz tüm Müslümanlara Ramazan Ayını hakkıyla idrak ve ihya edecek bir bilgi ve şuur; namaz ve oruçlarını en güzeliyle ifa edecek sağlık, afiyet, güç ve kolaylık versin.
Allah’a emanet olun!
(İnzar)


1347 kere okundu.
Diğer Makaleler