CEMRE FM 98.0 | GÖNÜLLERE DÜŞEN CEMREYİZ
CEMRE FM CANLI YAYIN
Şuan CEMRE FM'de

EL HİDEYÊ WER RAHMÊ (YEREL ARAPÇA)

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
16:00   RİSALE-İ NUR PENCERESİ
11:00   EL HİDEYÊ WER RAHMÊ (YEREL ARAPÇA)
13:10   İNSAN-I KAMİL
10:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
09:00   BASIN STÜDYOSU (HAYIRLI SABAHLAR)
08:00   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR (SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ)
12:00   DENGE RİSALE
14:05   HAYATTAN NOTLAR - CANLI
07:00   KISASÜRE-DUA-MESAJ
19:00   ANA HABER BÜLTENİ
20:00   GÜLÎSTANA STERKA / BAYAN SOHBETİ
21:00   İLAHİ / EZGİ / ŞİİR
22:00   NEBİLERİN İZİNDEYİZ
23:00   DENGE RİSALE - DUBARE (TEKRAR)
24:00   MEALLİ HATİM
13:00   13 ARA HABER
16:30   ŞİİR VAKTİ
21:30   İLAHİ-EZGİ-ŞİİR
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

"Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah (c.c) onları muhakkak güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Alla (c.c) rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Hacc - 58)

Hadis-i Şerif

"İktisat eden zenginleşir, israf eden fakirleşir."

[Bezzar] []

ANKET
 RADYOMUZUN YENİ YAYIN DÖNEMİNİ NASIL BULDUNUZ? 
 MÜKEMMEL
 ÇOK İYİ
 İYİ
 NORMAL
 DAHA İYİ OLABİLİRDİ
 KÖTÜ
Diğer Anketler
Mardin Hava Durumu
MARDIN
HSYK'nın tavrını anlamak

1923’te kurulan Cumhuriyet’in temel bir iddiası vardı; yönetme hakkı “göklerden!” ve padişahtan alınacak, sadece ve sadece halka ait olacaktı. Halk hem yöneten hem yönetilen olarak teklik (!) konumuna yükselecekti.

Bunun yolu demokrasiden geçiyordu. Partiler kurulacak, seçimler yapılacak; halk, yöneticilerini “kayıtsız şartsız” bir özgürlükle seçerek kendi yöneticisi ve padişahı olacaktı.

1924 Anayasasında parti kurmanın önünde engel yoktu. Ama sistemin kurucuları kayıtlarda görünmeyen yetkilerini kullanarak bunu engellediler. Yönetimi kayıtsız şartsız devretmeyi vadettikleri halk adına, askeri-bürokratik kadro olarak 1950’ye kadar devleti kendileri yönettiler, kendilerine ortak olmak isteyenleri usulüne göre (!) bertaraf ettiler.

1950’de NATO’ya üye olma isteği ve diğer nedenlerle yönetim el değiştirdi. Halk yine işin içinde yoktu, ama asker-bürokrat efendilerine göre daha alışık olduğu toprak ağaları ve iş adamları aracılığıyla geçmiştekinden etkin bir konumdaydı.

Militarist cumhuriyet yanlıları bu durumu iki nedenden dolayı kabullenmediler: Birincisi kendilerince devletin bizzat kendisi olan kadroları ikinci plana düşmüş, böylece devlet zayıflamıştı, Türkün geleneğinde devletin zayıflaması kabul edilemezdi; ikincisi cahil halkın devlet yönetiminde etkili olması bu işin sonunu hilafete götürecek kadar tehlikeliydi.

Mutlaka müdahale edilmeliydi ve edildi. Hem de halk adına… Yönetim halk adına halktan(!) alındı, on yıl boyunca ikinci plana düşen askeri-bürokratik çevreye halk adına(!) devredildi. Cahil halk(!) gitmiş, bir daha erdemli cumhuriyetçi halk(!) işbaşına gelmişti.

60 İhtilalını yapan askeri-bürokratik çevre, 61 Anayasasıyla kendilerini resmen derin devlet haline getirecek ve iktidarlarını bir daha tehlikeye düşürmeyecek yenilikler yaptı. 10 yıllık halk(!) demokrasisi yerine kurullar demokrasisini getirdi.

Böylece 1950 öncesinin o gayri resmi askeri-bürokratik iktidarına anayasal bir kılıf oluşturuldu.

O günden sonra sistem nerede tıkansa anayasal geçerliliği olan ve “kararları kesin” olduğu için Meclis ve Bakanlar Kurulundan da pratikte üstün olan kurullar devreye girecekti. Bu kurulların bir faydası (!) daha vardı: 60 ihtilalindan sonra makam azlığından dolayı birbirine düşen bürokratlar bu kurullarda birer post sahibi olarak makamsızlık felakatinden(!) kurtulacak, böylece içlerindeki makam çekişmeleri de azalacaktı.

61 Anayasası basına geniş özgürlük vererek, üniversiteleri ise özerkleştirerek güçlendirdi. Askerler için MGK’yı, ekonomi bürokrasisi için bir dönem çok etkili olan Devlet Planlama Teşkilatı’nı ihdas etti. Ama en çok yargıyı güçlendirdi. Anayasa Mahkemesi’ni oluşturdu. Danıştay’ın yetkilerini artırdı, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin temelini attı ve Yüksek Hâkimler Kurulu’nu (bugünkü HSYK’yı) ihdas etti.

Halk demokrasisini sınırlama hedefiyle kurgulanan bu kurullar demokrasisinin formülü basitti. Askerler, Cumhuriyet’in o ilk yıllarındaki merkez konumunda duracak, üniversiteler ve basın güçlenecek. Yargı ise sistemin kabzası askerin elinde olan keskin kılıcı olacak, sistemin o “kırmızıçizgi” denen ve en kalınını laikliğin oluşturduğu setlerini mümkün oldukça askerlere ait elin görünmesine yol açmadan koruyacaktı.

İş paylaşımı da oldukça basitti: Bir sıkıntı hissedildiğinde, oyunbozanlık ve alarm görevi verilen basın ve üniversiteler harekete geçecek, “Sistem elden gidiyor” diye alarm verecek, yargı duruma göre koşullandırılıp keskin kılıç olarak olaylara müdahale ettirilecektir.

O günden bu yana sistem böyle işliyor. Başörtüsü, Kur’an Kursu veya İmam Hatipler… Karar Meclis’ten mi? Ondan üstün Anayasa Mahkemesi var, önüne dikilir. Bakanlar Kurulu veya herhangi bir bakanlık mı bir karar aldı? Karşılarına Danıştay çıkacak. Sivil yönetimin eli kolu bağlanıp ikinci adımı atması engellenecek.

 Ya alt mahkemeler? Onların da sisteme sadıkça işlemesini HSYK sağlayacak. HSYK bir yandan uygun yerlere uygun savcılar koyacak. Öte yandan bir savcı, oyunbozanlık edip darbeciler yargılansın mı, dedi, görevden alacak;  Şemdinli misali, vazife başındaki(!) askerlerin işini mi bozdu, meslekten men edecek. Yargı bağımsızlığını yanlış anlayıp bağımsız kararlar vermeye çalışan hâkimlerin görev yerlerini değiştirecektir.

HSYK’nın son çabalarını bu çerçevede görmek gerekir. Ancak bu çabalar anlamsızdır. Çünkü 60 İhtilali sistemi Cumhurbaşkanının kendilerinden olması üzerine kurulmuş, cumhurbaşkanı sistemin merkezine yerleştirilmiştir.  Merkezi elden giden bir sistemin sürmesi mümkün değildir.

Askeri-bürokratik çevre şimdilik sadece ayak diretiyor, bu süreci mümkün oldukça az kayıpla kapatmaya çalışıyor.

Cumhurbaşkanı orada olduğu ve geri adım atmadığı takdirde Anayasa Mahkemesi de HSYK da militarist cumhuriyetçilerin elinden çıkacaktır.

Baykal, ikide bir boşuna “Türkiye’nin Cumhurbaşkanı problemi var, demiyor.

 

Not: Katsayı zulmüne nihayet son verilmesi vesilesiyle bir imam hatipli olarak bütün imam hatiplileri ve meslek liselerini tebrik ediyorum.


873 kere okundu.
Diğer Makaleler